Bursa Nilüfer Belediyesi’ne ait Nâzım Hikmet Kültürevi, 11 Şubat Perşembe gününden bu yana kadınlık tanımlarını sorgulayan, kadın ve erkek arasındaki bildik hikayeyi bozan, üzerine zorla yapıştırılan tanımlamaları, adları ve kimlikleri silkinip atan bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

“Denizleri balıksız tarlaları çiçeksiz kalan tüm coğrafyalara sözümüz olsun.”

15 Yaşında teyzesinin eşinden ağır tacize uğramış biri olarak yazımda empatiye değil gerçeklere yer verdiğimi en başından belirtmek isterim. Bu yüzden istatistiklere ve oranlara çok yer vermeyeceğim. Hepimizin sanal ortamda edinebileceği bilgilere değil de edinemeyeceği acılara biraz daha yakından bakalım istiyorum.

Asmin Raşa

Kendisini, “Kuzey Afrikalı, Arap bir Fransızca âşığı” olarak tanımlayan yazar Hawa Djabali’nin Siyah Yaseminler adlı romanı Güldünya Yayınları’ndan çıktı. Bu hafta raflarda yer alacak olan kitap, 2001 yılında, Paris’te büyük bir mağazada bir bombanın bulunmasıyla başlıyor.

“Ben seninle sevgilim (Cizre)

Mutsuz ama bahtiyardım” *

Eve her dönüş güzeldir benim için, her şeye rağmen rahatlarım iyi ki evimdeyim derim. Cizre dönüşümde bu duygu bir yana, yerde miyim gökte miyim Ankara’da mıyım bilemediğim bir eğretilik haliyle dolaşmaktayım hala.

Yakıcı güneşin eşliğinde zılgıtlarla karşılandığımız Cizre’de ilk ziyaret “Cudi Taziye Salonu”naydı. Bir yerleşim yeri düşünün ki taziye salonu var, oradaki en büyük salon burası ve kaybı olan aileler burayı doldurmuş durumda. Kocaman bir acıyı taşıyan bu insanlarla ilk karşılaşmada tek yapabildiğimiz çaresizce ve olanca gücümüzle onlara sarılmak oldu. Yavrusunun ölmüş bedenini üç gün buzdolabında saklayan Cemile’nin annesi tüm yaşadıklarına rağmen  yine de barış derken, başka bir anne “polis de ölmesin asker de bizim çocuklar da” diyordu. Bir çok kadın da “direndik bedelini ödedik” diye söylüyordu.

Hatice Erbay

Diyarbakır’da, 5 Haziran’da düzenlenen HDP mitingine yapılan bombalı saldırının ardından aralarında sinemacı Lisa Çalan’ın da olduğu pek çok kişi yaralanmış hatta ellerini, ayaklarını kaybetmişlerdi. 111 Kadın sinemacı bir açıklama yayınlayarak sadece Lisa Çalan ile değil, tüm yaralılarla dayanışmak için 25-26 Temmuz’da Diyarbakır’a gideceklerini açıklayıp, “Gelin, birbirimizin eli ayağı olalım” dediler.

SPoD LGBTİ‘nin, genel seçim öncesinde imzaya açtığı LGBTİ Hakları Sözleşmesi‘ne Malatya’dan Edirne’ye kadar pek çok ilden ve partiden adaylar imza attı. Sözleşmeyi imzalayan 29 milletvekili adayı Mecliste LGBTİ haklarını savunmayı taahhüt etti.

Dördüncü kez yapılan Dünya Kadın Yürüyüşü‘nün bu yılki başlangıç noktası Mardin‘in Nusaybin ilçesi olacak. Dünya kadınlarının bir ülkeyi hareket noktası olarak belirleyip yaklaşık 8 ay boyunca birçok farklı ülkeye gittiği yürüyüşte Kobanê‘de IŞİD’e karşı tarihi bir direniş gösteren kadınlar selamlanacak.

Kadınlar cinsel şiddeti konuşacak

14 Şubat 2015 Tarafından Kategori : Kadın, Velev ki

Cinsel şiddet nedir? Cinsel şiddeti tanımlamakta neden zorlanıyoruz? Tecavüz sapıklık mıdır? Neden cinsel şiddetten, diğer şiddet türlerine göre daha fazla etkileniyoruz? Erkeğin statüsünü kullanarak kadınlarla kurduğu ilişki cinsel şiddet midir, istismar mıdır? LGBTİ‘lere yönelik cinsel şiddettin ve ortak noktaların farkında mıyız? Neden hala taciz-teklif ikilemindeyiz? Kadınlar 21-22 Şubat tarihlerinde, Taksim Hill Otel’de düzenlenecek Cinsel Şiddete Karşı Kadın Konferansı‘nda bütün bu sorulara yanıt arayacak.

Kadınlar 31 Ocak’ta sokakta!

29 Ocak 2015 Tarafından Kategori : Kadın, Velev ki

Geçtiğimiz yıl #KadınKatliamıVar hastagiyle sosyal medyada “Her yerde kadın cinayeti, meclis olağanüstü toplansın” kampanyası başlatan Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu, 31 Ocak Cumartesi günü için kadınlara çağrı yaptı.

Savaştan dolayı göç etmek zorunda kalan kadınlar ve çocuklar için organize edilen “Paylaşmaya Ben De Varım” kampanyası kapsamında bir araya gelen Ece Temelkuran, Seray Şahiner, Şebnem İşigüzel ve Vivet Kanetti 24 Ocak Cumartesi günü, Mefisto Kitabevi’nde buluşacak. Kadın yazarlar bu defa kitap değil tişört imzalayacak.

Yazı: Mehtap Doğan

Türk Sineması’nda kadınlar, 1960’lı yıllara kadar “faziletli anne” ve “dokunulmamış sevgili” olarak idealize edilirken 1980’lerden sonra gerek televizyonun, gerekse toplumsal değişimin etkisiyle film yıldızları birer birer soyunmaya başladılar. Kimi güzel olduğu kadar küstahtı, kimi melek bir anne. Ya sevdikleri adamla ayrı dünyaların insanlarıydılar, ayrıldılar ya da evlenip pembe panjurlu evlerinde bahtiyar bir hayat kurdular. Parayla satın alındılar, tertemiz hislerle oynadılar, şerefleri için yaşayıp, namusları için öldüler, saadet dolu yuvalara kara gölge düşürdüler…

Canımız Sokakta: Hollaback!

30 Aralık 2014 Tarafından Kategori : Kadın

Taciz vakalarında “neredeydiniz”, “ne yaptı”, “nereni elledi”, “o ne dedi, sen nasıl cevap verdin”, “alkollü müydün”, “açık mı giymiştin” gibi sorularla o an yeniden yeniden kadına yaşatılır ve farkında olarak ya da olmayarak, alttan alta kadının kendisini suçlu hissetmesi sağlanır. Ya da “şimdi anlatma seni suçlarlar”, “en iyisi konuyu hiç açıklama ispat edemezsin”, “adam hasta işte, tedavi görecekmiş”, “adam evlenmiş, yuvası yıkılacak sebep olma”, “üstünden çok zaman geçmiş, şimdi ne gereği var konuyu yeniden açmaya”, “adam güçlü baş edemezsin”, “o hepimizin yakın arkadaşı”, “aile itibarımız iki paralık olur” gibi türlü gerekçelerle kadının üstünü örtmesi beklenir. Hal böyle olunca birçok cinsel saldırı ve taciz cezasız kalıyor. 2005 yılında, sokak tacizinden bıkmış olan yedi genç kadın ve erkek tarafından kurulan Canımız Sokakta: Hollaback!,hareketi, blogu aracılığıyla saldırgan, düşmanca ve uygunsuz durumlara maruz kalanların hikayelerini paylaşmalarına imkan yaratıyor.