Cumartesi günü Ankara’daki Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi‘ne düzenlenen ve Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısı olarak hafızalara kazınan katliamda hayatını kaybeden en küçük kişi, 9 yaşındaki Muhammed Veysel Atılgan‘dı. 55 yaşındaki babası İbrahim Atılgan ile patlamada ölen Veysel Deniz Atılgan, memleketi Batman’da toprağa verildi. Baba oğul mezarlıkta yan yana defnedildi.

Adları Ali, yaşları 19

13 Ekim 2015 Tarafından Kategori : Emek

Gezi eylemleri sırasında 19 yaşında hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz‘ın ölüm yıldönümünde, fotoğrafının önünde görüntülenen 19 yaşındaki Ali Deniz Uzatmaz de Ankara’da meydana gelen bombalı katliamda yaşamını yitirdi.

Berna Koç “kimsesiz” değilmiş

13 Ekim 2015 Tarafından Kategori : Emek, Kadın, Velev ki

10 Ekim Cumartesi günü Ankara’daki barış mitingine katılmak için bekledikleri sırada meydana gelen patlamada hayatlarını kaybedenler arasında yer alan İzmirli Ayşe Deniz ile Berna Koç düzenlenen ortak cenaze töreniyle toprağa verildi. Ailesi olmayan Berna Koç’u tabutunu kadınlar omuzladı.

Adı: Özver Gökhan Arpaçay

Kurban bayramı tatilinde memleketi Kars’taydı.. 32 yaşındaydı. Babası ağır hastaydı. Matematik öğretmeniydi, ancak birçok meslektaşı gibi farklı bir kuruma atanmıştı. İstanbul’da yaşıyordu.

Sadece mesleğini yapmıyordu, aynı zamanda tam bir sanat düşkünüydü. Kültür bakanlığı’na kısa film projesi başvurusu hazırlığındaydı. Çocukluğundan beri hayran olduğu dayısı İsrafil Parlak’ın (tiyatro-sinema oyuncusu) yolundaydı. Dayısı arkadaşım olduğu için, bayram tatilinde ben de yakından tanıma fırsatı buldum.

Savaş Öztürk

İstanbul’dan gece koyuluyoruz yola. Sabah Ankara’ya gelen ilk otobüslerden biri bizim otobüs. Gar’a yakın bir yerde iniyoruz. Güzel, aydınlık, sıcak bir gün. Yürüyerek eylem yerine, Ankara Garı’nın önüne geliyoruz. Henüz çok fazla insan yok. Saat daha 8 bile değil. Çorba içmek için hastanelerin olduğu yere gidiyorum. Saat 9’u az geçe eylem alanındayım gene. Sendikaların olduğu kortejin ön kısmından alana giriyorum. HDP kortejinde olacağım. İlerliyorum. Siyasi partilerin olduğu yere ulaşıyorum.

Saat 9 buçuk civarı. Çeşitli illerden gelen arkadaşlarla karşılaşıyoruz. Sohbetler ediyoruz. Fotoğraflar çekiniyoruz. Vekil adaylarımız var, yılların dostları, mücadele arkadaşlarımız var. Seçimleri, ülkenin siyasal durumu, başımızdaki diktatörü ve onun hırsını, iktidarda kalmak için her şeyi yapabileceğini konuşuyoruz. Şakalaşıyoruz.

Herkesin keyfi yerinde. O sırada başka illerden gelen yeni bir grup aramıza katılıyor. Alkışlar, zılgıtlar, sloganlar. Gülen yüzler. Barış. Barış diye atılan sloganlar. Arkadaşların yanından ayrılıyorum. Partimin (HDP) kortejine gideyim diyorum. Saate bakıyorum 10’a geliyor. Yürüyüş en geç yarım saate başlar. Etrafı dolanıyorum biraz. Yanda köfteci var. Köfte ayran alanlar… Kaldırımlara oturanlar var ellerinde Kürdistan’da kaybettiğimiz canların fotoğraflarının olduğu lolitopları taşıyan. Dolaşırken gördüklerimi anlatan twetler atıyorum. Nihayet HDP kortejimize geliyorum.