Seni özledik Tezer Özlü

19 Şubat 2015 Tarihinde Tarafından Edebiyat, Kadın, Tiyatro Kategorisinde Yayınlanmıştır.

“Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle, okullarınızla, işyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım.”

Eski Bahçe (1978, öykü), Çocukluğun Soğuk Geceleri (1980, roman), Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde 1983, roman), Yaşamın Ucuna Yolculuk (1984, roman), Eski Bahçe – Eski Sevgi (1987, öykü) kitaplarının yazarı Tezer Özlü, 29 yıl önce bugün, henüz 43 yaşındayken, aramızdan ayrıldı. Yok, hayır intihar etmedi, göğüs kanserine yenik düştü.

Tezer Özlü çocukluğunu anne babasının görev yaptığı Simav, Ödemiş ve Gerede‘de geçirdi. On yaşındayken geldiği İstanbul’da Avusturya Kız Lisesi‘nde okudu; ancak öğrenimini tamamlayamayan Özlü dışarıdan sınavlara girerek 1965 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nden mezun oldu. 1961’de yurt dışına çıktı. 1962 – 63 yıllarında otostopla Avrupa’yı dolaştı.

 

tezer-ozlu
Edebiyat dünyamızdan çok erken yaşta ayrılan, en özgün öykü ve roman yazarlarından biri olan Özlü, 1967 – 72 yılları arasında İstanbul’da farklı hastanelerin psikiyatri kliniklerinde kaldı. Çocukluğundan başlayarak yaşadıklarını ve klinikte kaldığı bu dönemleri Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabında anlattı.

1963’ten itibaren dergilerde yayımlanan öykülerinden oluşan ilk kitabı Eski Bahçe, 1978’de basıldı. İlk romanı olan Çocukluğun Soğuk Geceleri 1980’de, kendisini derinden etkilemiş üç yazar olan Svevo, Kafka ve Pavese‘nin izinden giderek yazdığı ikinci romanı Auf den Spuren eines Selbstmords (Bir İntiharın İzinde) 1983’te yayımlandı. Özlü Almanca yazdığı ve Marburg Yazın Ödülü‘nü kazanan Bir İntiharın İzinde kitabını Türkçe olarak, bir anlamda yeniden yazdı. Yaşamın Ucuna Yolculuk adını verdiği kitap, bu haliyle 1984’te basıldı.

 

tezer-ozlu
“Kimseyle yaşlanmak istemiyorum, kendimle bile” diyen Tezer Özlü, 1964’te tiyatrocu ve yazar Güner Sümer‘le, 1968’de yönetmen Erden Kıral‘la, 1984’te Kanada’da yaşayan İsviçre asıllı sanatçı Hans Peter Marti ile evlendi. İkinci evliliğinden kızı Deniz dünyaya geldi. Pek çok kişi onun intihar ettiğini düşünse de Özlü, göğüs kanserine yenik düştü. 1986’nın 18 Şubat’ında Berlin’de ölen Özlü, Aşiyan Mezarlığı’na gömüldü.

 

Tezer Özlü
 
İlk öykü kitabı Eski Bahçe ölümünün ardından, daha sonra yazdığı öykülerle birlikte Eski Bahçe – Eski Sevgi adıyla, 1987 yılında okurla buluştu. Gergedan Dergisi 13. sayısında yazar anısına bir “fotobiyografi” yayımladı. Günce ve anlatılarından bazı parçalar ise Kalanlar (1990) adlı küçük bir kitapçıkta bir araya getirildi. Bu kitapta yer alan çoğu Almanca yazılmış metinler, Sezer Duru tarafından Türkçeye çevrildi. Özlü’nün yayımlanmamış senaryosu Zaman Dışı Yaşam da 1993’ten itibaren yazarın tüm yapıtlarını yayımlayan YKY tarafından basıldı. Bu seride, yazarın dostu Leyla Erbil‘e yazdığı mektuplardan oluşan Tezer Özlü’den Leyla Erbil’e Mektuplar (1995) da bulunuyor.

 

Tezer Özlü

 

  • Ben yeterince iyi değilim, tamamen kötü de değilim. Güven vermiyorum ama umursamaz da değilim. Kaçmıyorum, durmuyorum da. Sarhoş gezmiyorum, ama her an ayık da değilim. Bağımlı değilim, kaçabilecek kadar da özgür değilim. Politik değilim ama tarafsız da değilim. Umutsuz da değilim, sonsuz da değilim. Camus gibi yaşamın bir adım uzağında, ölümün bir koşu yakınındayım.
  • Birdenbire çok yorulduğumu, taşıyamayacağım kadar yaşantı üstlendiğimi ölürcesine algıladım. Kitapsız, sanatçısız, tartışmasız bir yaşamın özlemi sardı benliğimi.
    (Kalanlar)
  • Kimseyle yaşlanmak istemiyorum, kendimle bile.
  • Aşk acısı çekmedim hiç, çünkü dünyanın verdiği acı her zaman güçlüydü.
  • Dünyanın acısı olmasaydı, taze yeşil yapraklar üzerindeki güneş ışınlarının anlamı olmazdı.
  • İnsanın başkalarına söyledikleri duymak istedikleridir. Yazdıkları, okumak istedikleridir. Sevmesi, sevilmeyi istediği biçimdedir. (Çocukluğumun Soğuk Geceleri)
  • Neden dost olmadan, erkek-kadın, karı-koca olmaya çabalıyoruz? Bizim insanlarımızın insan sevmesi, insan okşaması, çocukluktan engelleniyor. Saptırılıyor, çarpıtılıyor.
  • Nihayet yağmur başladı. Bu sabah artık, yağmuru neden bu kadar çok sevdiğimi anladım. Ağlayan bir yüreğe benzediği için…
  • Yaşadığım anların, onları yaşarken anıya dönüştüğünü algılar, onları yaşarken anılaştırırdım. Sonra bunu en güzel biçimde Savinio’da okudum: Yaşanan an da anı olacak.
  • Neden yazılır? Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bu, bir kez bu zavallılıktan sıyrılmaya görsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altında alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazılır ya da kendi kendine kanıtlamak için. Çünkü insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar. Dünyasına egemen olan insan, acıları coşkuya, bunalımı yaratmaya, sevgisizliği sürekli aşka dönüştürebilir. Ben dünyama egemen olabilmeyi edebiyatla öğrendim.

 

Tezer Özlü

 

  • Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla hiç bağdaşan yanım yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum. Hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi yer verdiğiniz için. Aranızda dolaşmak için çalışıyorum. İstediğimi çalışmama izin vermediğiniz için. İçgüdülerimi hiçbir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiçbir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle, okullarınızla, işyerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım.
    (Yaşamın Ucuna Yolculuk)
  • Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur.
  • Ve bana geceler yetmiyor. Günler yetmiyor. İnsan olmak yetmiyor. Sözcükler, diller yetmiyor. (Yaşamın Ucuna Yolculuk)
  • Aynı gökyüzünün dünyanın tüm ülkelerini kapsamasına olanak var mı. (Yaşamın Ucuna Yolculuk)
  • İnsan ne denli derin düşünebiliyorsa, sevgisi o denli derindir. O denli doyumsuzdur. Ve acısı da o denli büyük. (Yaşamın Ucuna Yolculuk)