Bugün hem Batı hem de Doğu kültürlerinde hafızayı, bilgeliği, uzun yaşamı simgeleyen, dokunarak, görerek, duyarak iletişim kuran, insanlara başarı getirdiğine inanılan, sosyal yapıları güçlü, anaerkil, zor durumda olan bütün türlere yardım edebilecek kadar dayanışmacı, ölenlerin kemiklerine bile saygı gösterecek kadar vefalı olan fillerin günü.

Mezopotamya ile Anadolu medeniyetlerinin geçiş bölgesinde olan ve tarihi çok eski devirlere dayanan Diyarbakır, Türkiye’nin en kalabalık 12’inci şehri. Yaklaşık 9 bin yıllık mazisi bulunan ve Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun surlarıyla çevrili olan ilde, “en eski” olma özelliği taşıyan pek çok tarihi yapı bulunuyor. Diyarbakırlı yazar Şeyhmus Diken’in deyimiyle “sırlarını surlarına fısıldayan” şehrin sadece tarihi dokusu değil bir hayli zengin mutfağı, politik yapısı, gözlerinin içi gülen insanları, cıvıl cıvıl bağrışan çocukları, iç içe yaşayan Arap, Ermeni, Kürt, Süryani, Türk, Yahudi ve Zaza halkı, Japon Pazarı, Kumaşçılar Çarşısı gibi birbirinden güzel özelikleri bulunuyor.

Ekmekleri, tatlıları, şerbetleri çeşit çeşit olan, lezzetli ve emekli bir mutfağa sahip Malatya’da ekşili köfte, analı kızlı köfte, sıkma köftesi, ıspanaklı köfte, balcanlı köfte, dolma köftesi, ayva köftesi, polat köftesi, kurşun geçmez köftesi, haşhaşlı top köfte, kabaklı çimdik köfte, yumru köfte, keloğlan köftesi gibi 70’i aşkın köfte çeşidi bulunuyor. Ancak Malatya’nın her biri sanat eseri inceliğinde yapılan köfteleri, bildiğiniz köftelere pek benzemiyor.