Özel Röportaj: “Gel de yanında olma Nevin’in”

18 Mayıs 2015 Tarihinde Tarafından Emek, Kadın, Mehtap Doğan, Söyleşiler, Velev ki Kategorisinde Yayınlanmıştır.

“Bana indirim yapılmaz ablam, sonuçta ben bir erkeği öldürdüm ama o beni öldürmüş olsaydı iyi haliymiş, yok tahrikmiş ne kadar indirim varsa uygularlardı, bundan eminim.”

Bu satırlar kendisine tecavüz eden ve tehditle, silah zoruyla şiddeti sürdüren Nurettin Gider’i 29 Ağustos 2012’de öldürüp, başını bir çuvala koyup, “İşte namusuma uzananın kellesi” diyerek köy meydanına atan Nevin Yıldırım‘a ait. Nevin Nurettin’i vurduğunda 5 aylık hamileydi. “Bu çocuğu asla istemiyorum, ölmeye razıyım” demesine rağmen, devletin tecavüzü görünmez kılan “Sen doğur biz bakarız” şeklindeki yaklaşımı sonucu, 07 Kasım 2012’de doğum yapmak zorunda kaldı.

Röportaj: Mehtap Doğan

Tutuklanıp Isparta Cezaevi’ne konan Nevin; “Tasarlayarak canavarca hisle kasten adam öldürmek” iddiasıyla ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle 2 yılı aşkın süre yargılandı. Yargılama sürecinde Nevin’in avukatı Adli Tıp Kurumu’ndan cezai ehliyetinin olup olmadığına ilişkin rapor alınmasını talep etti. Nevin’in akıl sağlığının yerinde olduğuna dair Adli Tıp’tan alınan rapor üçe karşı iki oyla, Kasım 2014’te mahkemeye sunuldu. Davanın 13’üncü celsesinin görüldüğü 12 Ocak 2015’te Savcı Osman Çabuk, ilk iddianamesindeki “Canavarca hisle” ibaresini çıkartarak, “Tasarlayarak kasten adam öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet” istemiyle mütalaasını verdi. Mütalaada geçen evlilik dışı ilişki yaşadıklarına dair iddia, Nevin’in medyadaki temsilini temelden değiştirdi. Başlangıçta “Tecavüzcüyü öldürüp namusunu temizleyen kadın” olarak onay gören Nevin, bir anda, “Evlilik dışı ilişki yaşadığı erkeği öldüren canavar kadın”a dönüştü.

 

Nevin Yıldırım

Nevin Yıldırım

 

25 Mart’ta görülen karar duruşmasında Nevin için müebbet hapis cezası verildi. Kadınların tuzluğu uzatmadı, boşanmak istedi, barışmayı kabul etmedi, erkeklerle geziyordu, açık giyindi, Facebook hesabı açtı, izinsiz sokağa çıktı gibi türlü gerekçelerle öldürüldüğü erkek şiddeti davalarında verilen cezalara haksız tahrik, iyi hal indirimleri uygulanırken Nevin’e uygulanmadı. Mahkeme, bir kadını cinayet işlemeye götüren sürece ve ciddi bir travma yaşadığına ilişkin verilen doktor raporlarına rağmen Nevin’i bir kez daha cezalandırdı.

Nevin’in üç senedir süren bütün duruşmalarına giden, ona yalnız olmadığını mektuplarıyla hissettiren, derdine ortak olan, çare arayan, bana kalırsa Nevin davasının görünür olmasında büyük payı bulunan Sosyalist Feminist Kolektif ve Nevin’le Dayanışma Grubu‘ndan Hasbiye Günaçtı ile Nevin’i konuştuk.

 

Hasbiye Günaçtı

Hasbiye Günaçtı

Basına “Kesik baş davası” olarak yansıyan ve kamuoyunda “Tecavüzcüsünün kellesini kesip köy meydanına atan kadın” olarak bilinen Nevin için ne kadar çabaladığını biliyorum. Bu davayı bu kadar sahiplenmenin nedenleri neler?

Bu davanın “kesik baş davası” değil, “Nevin'in isyanı” başlığıyla anılmasını isterdim. Click To Tweet Bu davanın “kesik baş davası” değil, “Nevin’in isyanı” başlığıyla anılmasını isterdim. Bütün feministler gibi ben de kadının beyanını esas aldım. Nevin “tecavüze uğradım“ diyorsa bu beyan esastır. Tecavüz etmediğini, yaptığının tecavüz olmadığını karşı taraf kanıtlamalıdır. Biz biliyoruz ki kadınlar köşeye sıkıştırılmamışsa ve hayatları tehlikede değilse erkekleri öldürmezler. Bugüne kadar takip ettiğimiz, erkek öldüren kadın davalarında bunu görmek bir yana, bizzat kendimizden de biliyoruz. Kadın erkeği hizaya getirmek için şiddete başvurmaz, kadın kendini savunmak, korumak için münferit olarak cinayet işlemek zorunda kalır. Uzun süre şiddet gören ve öldürmezse öldürüleceğini anlayan kadınların çok azı bunu yapıyor. Nevin tecavüze uğradıktan bir ay sonra hamile olduğunu anlamış. Tecavüzcü ise akrabası. Kadın “Gel” dese de, demese de erkek durmaksızın kapısına geliyor. Kadın ondan kurtuluşu öldürmekte buluyor.

Bu haberi duyduğumuzda İstanbul Feminist Kolektif (İFK), Sosyalist Feminist Kolektif (SFK), Antalya Kadın Dayanışması‘ndan kadınlar olarak önce Nevin’le, sonra köyüne gidip anne ve babasıyla görüştük. Sonra da ikinci duruşmaya gittik. Nevin’in durumunu anlamayan bir erkek avukatı vardı. Bizimle iş birliği yapmak, dayanışmak istemedi. Nevin’e hukuki destek vermek, duruşmalarda yanında olmak kısmını gerçekleştirme olanağımız yoktu, dolaysıyla kadın dayanışması üzerinden Nevin’in yanında olalım istedik.

 

Nevin Yıldırım davası

 

Nevin’in kendisine tecavüz eden adamın kellesini kesip köy kahvesine götürmesi basına “Canice işlenen cinayet” olarak geçse de feministler olaya böyle yaklaşmadı. Nevin’in Nurettin’in kellesini köy kahvesine götürmesinin nedeni sence neydi? 

Nurettin’i tüfekle vurduktan sonra başını kesip, köy kahvesine atmasının çok önemli bir anlamı var. Çünkü Nevin’in gıyabında ölüm kararı o köy kahvesinde verildi. Öldürdüğü erkek dahil herkes, o kahvede Nevin aleyhine konuştu. Düşünün bir kere her gün dedikodusu yapılmış, kimsenin yüzüne bakamaz hale getirilmiş, “kötü kadın” ilan edilmiş. Herkesin dilinde dolaşan, işaret edilen biri haline getirilmek her kadın için korkunç bir baskı, ağır bir psikolojik şiddettir. Kimse “Olayın aslı nedir?”, “Derdin neydi?” diye sormamış. Nevin böyle toplumsal baskı altında yargılandığı, sorgulandığı, derdini kimseye anlatamadığı bir konumda tutulurken de çok güçlü durmuş, acısını içine gömmüş. Kocası zaten uzakta çalışıyor… Hem kocana söylesen ne olur? Seni öldürür. Babana, kardeşine, kocana söyleyemezsin. Kaçımız söyleyebiliriz ki?  Böyle bir sarmalın içindesin. “Ben bunu öldüreceğim, bu kapımdan gitmiyor” hissiyatını belli ki yaşamış. Ben inanıyorum Nevin’e, çok inanıyorum.

 

Nevin Yıldırım

Nevin Yıldırım


Şu ana kadar kaç duruşma oldu?

25 Mart’ta 14’üncü celse görüldü. Davanın 13’üncü celsesinde Savcı Osman Çabuk, ilk iddianamesindeki sadece “Canavarca hisle” ibaresini çıkartarak, “Tasarlayarak kasten adam öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet” istemiyle mütalaa verdi. Savcı, “İlişkisi vardı, tecavüz değildi, ilişkisi olduğunu kapatmak için adamı öldürdü” diyerek Nevin için ağırlaştırılmış müebbet cezası istedi. Bu çok haksız ve cinsiyetçi bir karar.

 

DEDİKODU YAPAN HERKES BU SUÇUN ORTAĞI

Nevin kararı nasıl karşıladı peki?
Nevin Nurettin’in yakınlarının yanında ağlamak istemediğini bizim feminist avukatlarımıza söylemiş. Bana da mektuplarında, “Beni kimse anlamayacak ki” diyordu. Nevin duruşma salonunda hiç konuşmuyor. Oysa kadınları öldüren erkekler, öldürdükleri kadınlar hakkında pervasızca konuşup, kadını suçlayıp yargılayabiliyorlar. Yani öldürse de, öldürülse de duruşma salonlarında yargılananlar kadınlar oluyor. Köylülerin hepsi “Adamla ilişkisi vardı” diyor. Hakim “Gördün mü?” diye sorduğunda yanıtları “Hayır” oluyor. “Su verirken gülümsediydi”, “Telefon gelince öpücük atmıştı”, “Çalıştıkları yerde yatağını yapmıştı”, “Biz su isteyince getirmiyordu, Nevin isteyince getiriyordu” diyorlar. Nevin istedi diye değil, Nurettin Nevin’i istediği için o suyu getiriyordu. Kadın olarak o kadar yalnız bırakılıyor ki. Dedikodu yapan herkes, bütün köylüler bu suçun ortağı aslında. “Nurettin’in akrabalık maskesiyle, Nevin’in evinde ne iş vardı?” diye kimse sormuyor ve hiç kimse Nurettin’i engellemiyor. Hakimin, kadının itildiği durumu tahlil etmesi, hangi koşullar altında bu suçu işlediğine bakması lazım.

 

Nurettin Nevin’in hem akrabası hem de  işvereni öyle değil mi? 

Nevin pamuk işçisi, pancar işçisi, nohut işçisi. Öldürülen adam da bu işçilerin şefi. İşvereni yani. Geçimini sağladığı parayı ondan alıyor. Ona karşı çıkamamasının nedenlerine bakarken bunu da görmek, işçinin/kadının davranışlarının neye tekabül ettiğini anlamak gerekir. Ama duruşmalarda bunlar konuşulmuyor. Ücretini zamanında almak, ters düşmemek için patronla iyi geçinmek zorunda kalma hali görünmüyor. Her hareket Nevin’in suç hanesine yazılıyor.

Nevin köyde akşama kadar inşaatta çalışıp harç yapıyor, kayın pederine yardım ediyormuş. Ev işlerini, hayvanların ve çocukların bakımını düşünürsek, çok yorgun eli kolu tutmaz hallerdeyken dahi Nurettin kapısına dayanıyormuş. Bir çaresizlik, bir gard düşme hali var sanki…

 

Nevin Yıldırım

 

Kadın fazlasıyla cendereye sıkıştırılmış aslında…

Öyle bir kafes örülmüş ki kadınların etrafına, tecavüze-tacize uğradıklarını kimseye söyleyemezler. Bu durumlarda hep kadınlar suçlanır, erkekler sorgulanmaz çünkü. Zaten tecavüzcüler “söylesen, sana kim inanır” diye de tehdit ederler. Kadına kimse inanmadığı için cendereye sıkışır, bu da tecavüzcünün işine yarar, kadının kapısından gitmemeye başlar. Kadının derdini anlatacağı, yargılamadan, sorgulamadan dinleyecek bir merci yoktur. Erkek kendi suçunu kadına yükler. Her ezen ezdiğine suçluluk hissettirerek şiddetini sürdürür. Kadının susması kabul ettiğinden değildir yani… Kadın “Hayır” demedi diye de suçlanır. Oysa kadının “Evet” dediği bir çok durumda cevabı aslında “Hayır”dır. “Hayır diyorsam hayırdır” deriz ama öyle hayati koşullar vardır ki “Evet” demek zorunda kalırız.

 

Nevin Yıldırım

Nevin Yıldırım


“Kadının beyanı esastır, aksini ispat etmek erkeğin yükümlülüğündedir” ilkesi birazda böyle bir yerden benimsendi öyle değil mi?
Hiçbir zaman kıyafetimiz, saçımız, başımız, duruşumuz, yaşımız tacize-tecavüze uğramamızın sebebi olamaz. Ne olursak, ne yaparsak yapalım, ne giyersek giyelim bir erkeğin bunu bize yapmaya hakkı yoktur. Ancak Türkiye’de bu durum kadınlara böyle anlatılmıyor. “Sen niye gittin, niye yaptın, ne işin vardı” denildiği için kadın saklamak zorunda hissediyor. Söylediğinde ise ya tecavüzcüyle evlendiriliyor, ya da hane içindeki erkekler tarafından öldürülüyor. Oysa bir çok ülkede taciz ve tecavüze uğrayan kadının sözü esas alınıyor. Kadın “Ben tecavüze uğradım” diyorsa bunu doğru kabul edip, delilleri karartmasın diye, suçlanan erkeği derhal gözaltına alıyorlar. Adamın suçsuz olduğu kanıtlanıncaya kadar orada kalıyor. Bizde ise erkeğin yanına kar kalıyor, erkek değil kadın suçlanıyor. Kadın şikayetçi olabilmişse, mahkemelerde de mahallede de kadın defalarca yargılanıyor.

Kadın daha olayın travmasını yaşıyorken bir de ispat derdine düşüyor yani…
Evet, erkeklerin egemen olduğu bu toplumda erkek kadın için “uyduruyor”, “iftira attı”, “bende gözü vardı” diyebilir ve egemen olduğu için daha çok inandırıcılığı vardır. Nüfuzludur, karakolda adamı vardır, diğer erkelerle tecavüzcü kardeşliği kurup yandaş toplar… Bu ve benzer nedenlerle erkeğin suçsuzluğunu ispatlaması lazım. Saç, kıl gibi kanıtların kadının değil adamın üzerinde aranması gerekir. Kadın kirlendiğini düşündüğü için, travmayı atlatmak için hemen banyoya koşar ve ne kadar kanıt varsa yıkanarak ortadan kaldırmış olur.

Feministlerin isyanıyla, kadın mücadelesiyle, kadın hareketinin zorlamasıyla, kadınların seslerinin birbirine değmesiyle kadının beyanı esastır meselesini bir parça yaygınlaştırdık. Bazı partiler ve sendikalar bu söylemi benimsemeye başladılar. Birini hırsızlıkla suçluyorsan çaldığını kanıtlaman gerekir ama bu eşitlerin ilişkisidir. Taciz ve tecavüzde ise bir egemen vardır, o da erkek. Bu davanın ezileni, mağduru ise kadındır. Burada mağdurlaştırılanın beyanını esas alacaksın. O tecavüze uğradığını söyle(ye)miyorsa, söylemesini engelleyen bir kişi vardır. Hiçbir kadın böyle bir toplumda tecavüze uğradım diye iftira atmayı göze alamaz. Çünkü tecavüze uğramış kadın “uygun kadın” olarak görülür ve bu yafta ömür boyu üstüne yapıştırılır. Ben deli miyim tecavüze uğramadığım halde bu şiddeti, bu zorluğu yaşamayı göze alayım? Farz edelim ki çok ender olarak kadın bir erkeğe “tecavüzcü” diye komplo kurdu, bunun tali sebebine dikkatle bakmak lazım. Orada başka biçimde örtülü erkek şiddeti vardır, kadın başka türlü o işten çıkış yolu bulamamıştır.

 

Nevin Yıldırım


Bu kadar emin konuşman deneyimlerinden kaynaklanıyor tabi…

Bir çok dava takip ettik bugüne kadar. Çok münferit de olsa böyle bir şey aradığınızda adamın bir açığını bulursunuz. Erkeklerin sistematik tecavüzünü göz ardı edemezsiniz. O yüzden kadının beyanını aksi ispat edilene kadar esas alacaksın. Gelişmiş toplumların yaptığı gibi yapacaksın.Delilleri karartmasın diye erkeği göz altına alacaksın. Böylelikle kadınların şikayet yollarını açacaksın. Ailelerin şeffaf olması, evlerin perdelerinin açılması lazım. Ne oluyor bu evlerde? Ensest vakaları belki böylece azalır. Küçücük çocukların hayatları kararıyor. Daha dün yeni bir mektup geldi bana. 6 Yaşından beri babası kız çocuğunu istismar ediyormuş. O kadar çok mail geliyor ki SFK’nın web sayfasına. Konuşma yollarımızın açılması lazım. Ancak maille anlatabiliyorlar. Kadınları susturdukları gibi feministleri de susturmak istiyorlar. Biz kolektif davranıyoruz, susmayacağız!

 

Feminist eylem

 

“BAŞKA ÇARESİ OLSAYDI NEVİN BUNU YAPMAZDI”

Nevin bir röportajında “Nurettin’in hem aileme zarar vermesinden, hem de adımın çıkmasından korktum. Çünkü psikopat bir kişiliği vardı” diyor.

Evet, zaten hep “kocana şunu yaparım”, “çocuklarına bunu yaparım” diye tehdit ediyormuş. Böyle bir baskı altındaki kadın, bu tehdide mecburen boyun eğer. Yapar mı, yapmaz mı bilemez. Nurettin’in karısı Kezban’ı da sürekli dövdüğünü herkes biliyor. Bu sistem kadınları erkek şiddetinin altında inlemesine yol açıyor. Buradan çıkış için, kurtuluş için kadınlar cinayet işlemeye mecbur kalıyorlar. Kadınlar hayatlarını savunmak için, başka çareleri kalmadığı için öldürürler. Başka çaresi olsaydı Nevin bunu yapmazdı. Biz Nevin’in yanında olmaya devam edeceğiz.

 

“BEN BUNLARI GÖNÜLLÜ YAŞAMADIM”

Nevin’e adamla ilişkisi olduğu iddiasıyla da yükleniliyor ve tecavüz normalleştirilmeye çalışılıyor. İlişkisinin olması neyi değiştirir sence?

Velev ki ilişkisi vardı. Bu tecavüz olmadığı anlamına gelmez. Mesela delil diye gösterilen fotoğrafta Nevin gülümsüyor ve gözlüğünden Nurettin görülüyor.. Nevin “Ben orada isteyerek gülümsemedim” diyor. Bu çok önemli bir ayrıntı. “İsteyerek gülümsemedim” cümlesi neyi anlatıyor? Kimse bununla ilgili soru sormuyor. Mesela. “Adam sana ne yaptı, neyle tehdit etti de gülümsemek istemediğin halde güldün“ demek kimsenin aklına gelmiyor. Benim için en önemli şeylerden birisi de şu, hakim “Bir şey diyecek misin?” diye sorduğunda Nevin, “Ben bunları gönüllü yaşamadım” dedi. Nevin kendi diliyle tüm bu sürecin adını koymuştur. Kadına yönelik erkek şiddeti karşısındaki sessiz isyanını bu cümle çok iyi anlatıyor.

 

Nevin Yıldırım

Nevin Yıldırım (19)

Aslında bu davada başka bir kadının daha mağduriyeti söz konusu. Tecavüzcünün karısı Kezban’ın durumu hakkında ne düşünüyorsun?

Nurettin de Özgecan’ın katili gibi karısını dövüyormuş. Karısı “ben yapma, gitme, akrabamız o dedim. Sana kız bulayım ama ona gitme dedim” diyor. Kezban, Nurettin bari akrabaya gitmesin diye çabalıyor. Kocasının eline muhtaç, boşasa köy yerinde nereye gidecek? Bu adam köyde hovardalığıyla biliniyor. Yalvaç’taki birahanede haftanın günü gidip içtiği söyleniyor. Köydeki işsizleri her mevsim ayrı işe pancara, nohuda, pamuğa götürüyor. Arabası olan kişilerden biri, amele çavuşu. Bu bir iktidarı olduğu anlamına geliyor. Kezban Nevin’in halası. Nevin başına gelenlerden Kezban’ın haberi olduğunu, kocasının huyunu suyunu, pisliklerini bildiğini ama onu engelleyemediğini, dolaysıyla Nevin’i ondan korumadığını söylüyor. Kezban da onu kollamak istemediği için değil kocaya bağımlı olduğu için, ayakta , hayatta kalabilmek için ses çıkaramamış olabilir… Ses çıkarsa bile Nurettin’in onu kaale almadığı belli. Boşanmış veya dul bir kadın olarak o köyde ne yapacaktı? Nevin de bunu biliyor.

 

Nevin Yıldırım (20)

Nevin Yıldırım (21)

 

KÜRTAJ HAKTIR

Nevin istemediği halde tecavüz bebeğini doğurmak zorunda kaldı. Bu kadar travmanın üstüne üstelik… Türkiye’de uygulanan fiili kürtaj yasağıyla ilgili ne düşünüyorsun?

Bizim tahminimiz, Nevin 5 aylık hamileyken çok sıkıştırılmış olmalı. Kadın uçurumun kıyısına kadar getirilmiş. Bebeğin kocasından olmadığı anlaşılınca Nevin’e katmerli baskı ve şiddet başlamış olmalı. Sağ olsun kadın düşmanı devletimiz tam da bizim kürtajla ilgili eylemlerimizin başladığı dönemlerde Nevin’e zorla “Sen doğur, biz bakarız” dedi. Yani tecavüze uğramasını, kadının hislerini, koşullarını hiç göz önüne almadılar, yok saydılar ve çocuğu doğurmak zorunda bıraktılar. Nevin “Çocuğu görmeyi hiç istemiyorum” dedi. Psikolojik destek verildi. Tutuklandığı 3-4 gün ağzını bıçak açmamış, kimseyle konuşmamış. Galiba götürüldüğü hastane de ilk defa psikolog ile konuşmuş. “Zaten ben olayı hatırladığımda ellerimi yıkıyordum” demiş. Nevin öldürmeden Nurettin’den kurtulabilseydi veya o köylüler dedikodu yapacağına Nurettin’i engelleseydi bugün Nurettin yaşıyor olurdu, Nevin’de hapishanede olmazdı. Sen hem kadının bütün çıkış yollarını kapatacaksın hem de tecavüzcüyü öldürünce meşru müdafaa değil diyeceksin. Biz Nevin’in yanındayız çünkü, ona dayatılan hayatı biliyoruz. Kadınlara biçilen role karşı politika yapan bir kolektifiz.

 

kürtaj-haktır

 

Çocuğunu hiç görmedi mi?
Hayır hiç istemiyor. Zaten çocuk Nurettin’in üzerine kaydettirildi. Ne tuhaf değil mi? Kız çocuğu, bu çocuğun böyle ahlakçı bir toplumda geleceği için sakınılması-saklanması gerekirdi, oysa herkes biliyor… Annesine karşı düşmanca büyütülecek. Ona esası kim anlatacak? Şimdi devlet tarafından, Nurettin’in çocuğu olarak bakılacak.

 

Nevin Yıldırım

Nevin Yıldırım (24)


Nevin Yalvaç’ın köyünde yaşayan bir kadınken hayatı bir anda değişti. Herkesin onu katil, cani olarak gördüğü bir dönemde hiç tanımadığı kadınlar ona kucak açtı, feministler Nevin’le yakın ilişki kurdu, bu ilişki sayesinde medyanın bakışı değişti, kamuoyundan ona destekler yağmaya başladı, adına eylemler yapıldı, fotoğrafları sanatçılar tarafından çarşaflara basılarak kent meydanlarına asıldı… Nevin’in sana yazdığı mektuplara baktığımda nasıl güçlendiğini, dilinin, bilincinin, kendine güveninin çok net biçimde değiştiğini görüyorum. Sen Nevin üzerinde böyle bir etkin olduğunu düşünüyor musun?

Nevin’in durumunun bu ülkede yaşayan, tecavüze-tacize uğramış, şiddet görmüş, bu konulara kafa yormuş, araştırma yapmış kadınlar kuşkusuz anlarlar. Nevin’i tanıdığımı, yazıştığımı bilmeyen bir çok kadın bile olayı duyduğunda “iyi yapmış” diyor. Çünkü bu tecavüzcülerin kapılarımızdan kelleleri kesilmeden gitmediklerini biliyorlar. Keşke öyle olmasaydı. Bir çok kadın köyde ya da şehirde fark etmiyor, tecavüze uğramanın ne demek olduğunu biliyor. Tüm bunların sadece kadın olduğu için başına getirildiğini biliyor. Bu bir Ahmet-Mehmet meselesi değil. Öyle olsa bununla baş ederdik. Bunu koca bir erkek egemen sistemin öznesi erkek yaptığı için sonuçları ağır oluyor. Bütün köy bu süreci seyretmiş mesela. “Alın, namusumu temizledim, dedikodu yapıyorsunuz, namusumla oynayanın sonu budur” demiş ya Nevin, bu bütün kadınları temsil eden bir şey oldu. Nevin’in bu sözleri sanki bütün kadınların sesi gibi… Burada erkekler oturup düşünmeli.

 

Nevin Yıldırım (25)

 

Nevin'in doğurmak istememesi, Hükümetin kürtaja karşı olduğu süreçte, feministlerin “Benim bedenim benim kararım” sloganıyla başlattıkları Kürtaj Haktır Kampanyası'na çok uyan bir durumdu. Click To TweetNevin’in doğurmak istememesi, Hükümetin kürtaja karşı olduğu süreçte, feministlerin “Benim bedenim benim kararım” sloganıyla başlattıkları Kürtaj Haktır Kampanyası‘na çok uyan bir durumdu. İster Yalvaç’ın bir köyünde, ister Adıyaman’da, isterse İstanbul’un göbeğinde olsun, bütün kadınlara bunun dayatıldığını biz biliyoruz. Ben Nevin’e gayet eşit bir yerden kadın olmak üzerinden mektuplar yazdım. Bir abla, anne, feminist olarak değil. Onun birine güvenmesi lazımdı. Bu bizim hayatta kalabilmemiz için çok önemli. Ne olursa olsun seni anlıyoruz dedik. Cezaevine Nevin’i ziyarete giden avukat arkadaşlar da bunu söyledi. Başta Nevin bizimle de yüzeysel konuşuyordu. Bizden hiçbir şey istemezdi, sonra ihtiyaçlarını dile getirmeye başladı. Biz ona o güveni verdik. Bir havuz oluşturup, aramızda para toplayarak ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştık. Yer yer Mor Çatı‘dan destek aldık. Mor Çatı’nın desteği olmazsa bütün duruşmalara çok kolay gidemezdik. Kurduğum ilişki sadece mektup düzeyinde kalırdı. Duruşma salonunda babası ve bizim dışımızda kimse olmuyor. Kadın öldüren erkek “ya kadın da bir şey yapmıştır” diye aile içinde onurlandırılırken, kadınlar başta aile tarafından suçlanıyor. Adam öldürünce çılgın aşık, işsizdi, cinnet geçirdi diyerek adamın suçunu hafifleten, aklayan medya da Nevin’e karşı canavar kesildi. İlişkisi varmış, canavar, cani demeye başladı. Gerçek adalet değil erkek adalet yasaları uygulandı. Kadın katili erkelere kolayca verilen iyi hal ve haksız tahrik indirimi Nevine uygulanmadı. Bu kadar iki yüzlülük olur mu? Gel de yanında olma Nevin’in.