Özel Haber: Bu tesbihler başka tesbihlere benzemiyor!

5 Ocak 2015 Tarihinde Tarafından Genel, Resim, Söyleşiler Kategorisinde Yayınlanmıştır.

Bu sanat harikası tesbihlere sahip olmak isteyenlerin sadece kesenin ağzını aralamaları yetmiyor, aynı zamanda emeğe ve sabra da saygı duymaları gerekiyor. Çünkü el emeği, göz nuru bu sanat eserlerinin yapımı ağır işçilik gerektiriyor. Özel bir düzenek yardımıyla, tamamen elde imal edilen tesbihlerin bir benzerini daha bulmanız mümkün değil. Hepsi kişiye özel üretiliyor.

Haber: Mehtap Doğan

 

Çini Tesbih

 

Çini işlemeleriyle meşhur, açık hava müzesi İznik’e gidenler iyi bilirler. Çiniciler Çarşısı’nda ve Süleymanpaşa Medresesi’nde hala İznik çinisi işlemeye devam eden atölyeler bulunuyor. İlk olarak 15. yy’da ortaya çıkan ve 16’ıncı yüzyılda Osmanlı’nın güçlenmesiyle birlikte en ihtişamlı günlerini yaşayan İznik Çinisi, o yıllarda duvarlarda, kitabelerde, kubbelerde yaygın olarak kullanılırken, günümüzde daha çok kolye ucu, küpe gibi takılara, ev aksesuarlarına ve hediyelik eşyalara uygulanıyor.

 

Serdar Güven

 

Hem zor işlere emek harcamayı seven, hem de farklılaşmayı önemseyen Serdar Güven çini çamurundan imal edilmiş küçücük boncukları gösterişli tesbihlere çeviriyor. Tanesi 600 TL’den satışa sunulan bu tesbihler bildiğiniz tesbihlere pek benzemiyor. Çini ustasının maharetli ellerinde bir sanat eserine dönüşen tesbihler kişiye özel üretiliyor.

 

Çini Tesbih

 

Serigrafi değil, sır altı

9 yada 10 mm’lik boncukların çamurdan çini tesbihlere dönüşmesi aralıksız iki hafta çalışmayı gerektiriyor. Tabi üretim sırasında akma, çatlama, yapışma olmazsa… Herhangi bir nedenden dolayı fire verilmesi halinde süreye bir hafta daha ekleniyor. Küre formundaki boncukların üzerine desen işlemekse maharet istiyor. Çünkü, her bir boncuğun üzerine serigrafi baskı yapılarak değil, tek tek çizilerek motifler ekleniyor. 9 mm’lik boncuklar, ince bir fırça yardımıyla mor, lacivert, beyaz ve füruzeyle renklendiriliyor. Hatta ilk katta fırça izleri gözükebileceği için ikinci ve üçüncü kez kat atılıyor. En son aşamada ise desene netlik kazandırmak amacıyla dış kontur çekiliyor. Küçücük bir yüzeyde su bazlı çini boyasıyla çalışmanın önemli iki şartı var: Dikkat ve ustalık.

 

Serdar Güven

 

Sabır işi

Üretimi zahmetli ve zaman alıcı olduğu için, Türkiye’de çini tesbih üreten pek fazla usta olmadığını söyleyen Serdar Güven, “Üretilen işler arasında düzgün bir iş bulmak oldukça zor. Özellikle koleksiyonerler tesbih alırken boncukların eşit ve pürüzsüz olmalarına, ellerinde kolayca kaymasına, imamesinin boyutuna, güzelliğine, uygulamasına bakıyorlar. Ben özellikle Trabzon hasırı ve telkari kullanmayı tercih ediyorum. Sadece malzeme seçimi değil işçilik de çok önemli. Kontürleri çekilmiş motifler, geleneksel İznik çinisi renklerine göre boyanıyor. Boncukları boyarken çok dikkatli olmak ve hiçbir yere değdirmemek gerekiyor. Aksi taktirde boyalar dağılıyor. Aynı zamanda çok küçük olan boncuğu hem elde kontrol edip, hem her iki yönünü dekorlayıp boyamak gerçekten sabır istiyor” diyor.

 

Çini Tesbih

 

Tesbih deyip geçme

Tüm üretim aşamaları özel düzenek gerektiren çini tesbihlerin sadece boncuklarını değil imamesini de titizlikle seçtiğini belirten Güven, gümüş püskül yerine, telkari ya da kazaziye diye bilinen Trabzon hasırı da uygulayabiliyor. Serdar Güven’in ellerinde hayat bulan bu tesbihlerin fiyatları işçilik kalitesine ve kullanılan malzemeye göre değişiklik gösteriyor. Minimum 600 TL’den satışa sunulan tesbihlere daha çok koleksiyonerler ilgi gösteriyor.

Güven bu tesbihlerin bu fiyatı neden hak ettiğini ise şöyle özetliyor: “Tesbih deyip geçmemek gerekiyor. Her ürün oldukça zahmetli bir çalışma sonucu ortaya çıkıyor. İlk aşamada çamurlar yuvarlak form almaları için çelik kalıplarda sıkıştırılıyor ve çamur kalıbın içindeyken oluşacak boncuğun deliği açılıyor. Kalıp açıldığında elde edilen çamur boncuk henüz, kulak memesi kıvamında oluyor. Sonra bu boncuk nüveleri dikkatlice alınıp kurutulmaya bırakılıyor. Bu kurutma aşamasında elden geldiğince boncuğu hiçbir yere değdirmemek gerekiyor. Çünkü kalıptan tam bir yuvarlak olarak çıkan boncuk nüveleri, kuruma aşamasında nem atıp küçülürken, form kaybeder ve eğrilip bükülebilirler. Boncuklar kuruduktan sonra, rötuş aşamasına geçiliyor. Delikleri açılırken oluşan çapaklar elde zımparayla temizleniyor ve kururken formu bozulmuş boncuklar fire olarak eleniyor. Bu aşamada boncuklar kurumuş ve sertleşmiş çamur kıvamındadır. Ancak zımparalarken çok dikkat etmek gerekiyor. Daha fırınlamaya girmediklerinden çok narin ve kırılgan oluyorlar. Zımpara fazla sürtülürse formunu kaybetme riski bulunuyor. Rötuşlama işlemi bitince, astarlama dediğimiz aşamaya geçiliyor. Astarlama işleminde, kurumuş çamur olan boncuklarımız beyaz renkteki sıvı çini çamuruna daldırılarak pürüzsüz bir yüzey ve gözakı beyazı dediğimiz zemin rengine kavuşturulur. Astarlama işlemi de her bir boncuk tanesi için tek tek ve elle uygulanıyor.”

 

Çini Tesbih

 

Bu aşama da özel itina istiyor. Çünkü sıvı çamurun boncuğun yüzeyine homojen yapışması, akıp bir yüzeyde yoğunlaşmaması, birikinti yapmaması gerekiyor. Aksi halde boncukların homojen yuvarlaklığı kayboluyor. Astarlama aşamasından sonraysa boncuklar tekrar kurumaya bırakılıyor. Kuruyan boncuklar zımparalanıp rötuşlandıktan sonra beyaz, yuvarlak ve işlenmeye hazır görünseler de üzerine dekor çalışılamıyor. Bunun için tekrar 900 derecede fırınlanıp, taşlaşması sağlanıyor.

Her bir boncuk tanesine iki ya da dört motif çalışılabiliyor. Öncelikle boncuklara tek tek eksen çizgileri çekilerek, motiflerin çizileceği eşit bölmeler oluşturuluyor. Boncukların üzerine çalışılacak motifler kurşun kalemle yerleştirildikten sonra, kontur fırçasıyla motifin dış hatları belirginleştiriliyor. Siyah renkte konturlenen motifler, geleneksel İznik çinisi renkleriyle boyanıyor.

 

Çini Tesbih

 

Yüzyıllarca bozulmaz

Çini boyaları su bazlı olduğundan çalışırken çok dikkatli olmayı gerektiriyor. “Küçücük boncuğu hem elde kontrol edip, hem her iki yönünü dekorlayıp boyamak gerçekten sabır işidir” diyen Serdar Güven, bu işin inceliklerini ise şöyle sıralıyor: “Boyama aşamasında boncuk hiçbir yere değmemelidir. Aksi taktirde boyalar dağılır. Bu aşama tamamlanınca yine ufak düzeltmeler ve iğne ile rötuşlamalar yapılır. Dekorlama aşaması tamamlandıktan sonra sıra tekrar fırınlama aşamasına gelir. Boyanmış boncuklar tek tek sırlama işlemine tabi tutulur. Bu işlem bir nevi sıvılaştırılmış cam olan, ya da camın sıvı, pişmemiş mineral hali olan, ‘sır’ dediğimiz malzemeyle boncukların kaplanıp, 950 derecede pişirime tabi tutulmasıdır. Sır da fırında pişerek camlaşır ve boncukların yüzeyini camla kaplamış gibi korumaya alır. Çini boyalar metal oksit kökenli boyalardır. Bu yüzden boyanmış motifler ancak bu ısıda gerçek renklerini bulur. Motifleri boyarken gördüğünüz renk ile pişirim bittikten sonra gördüğünüz renk bambaşkadır. Bu pişirim ‘sıraltı’ dediğimiz tekniktir. Böylelikle çalışılmış ürün yüzyıllarca bozulmadan korunacak hale gelmiş olur.”

 

Çini Tesbih

 

Güven’e göre fırınlama aşaması da kendi içinde pek çok risk taşıyor: “Yuvarlak bir malzeme olan boncuğun tüm yüzeyine sırrın olması gereken yoğunlukta nüfuz etmesi lazım. Fırının iç ısısı homojen, ısınma ve soğuma süreleri de dengeli olmalıdır. Aksi taktirde renkler akabilir, sır ince gelirse boncuklar yanabilir, sır yoğun gelirse boyalar akabilir ya da boncuk gaz kabarcıklarıyla kaplanabilir. Bir gün boyunca pişirme işlemine tabi tutulan boncuklar ve imameler soğutulduktan sonra nihayet tesbihleşme aşaması başlar. Uygun imame ve gümüş püsküllerle tasarlanarak son hali verilir.”

 

Çini Tesbih

 

Meraklısına: http://iznikcinisi.com