Kadınlar polisten şikayetçi olacak

19 Mart 2015 Tarihinde Tarafından Göçmen, Kadın, Velev ki Kategorisinde Yayınlanmıştır.

Geçen yıl eylül ayında, Atatürk Havaalanı Dış Hatlar Terminali’nde Kobanê’deki savaşa dikkat çekmek amacıyla eylem yapan Savaşa Karşı Kadın İnisiyatifi üyesi 47 kadın yaklaşık 200 polisin ve özel güvenlik görevlisinin saldırısına maruz kalarak gözaltına alınmıştı. Eylem başlar başlamaz göz altına alınan ve darp edilen kadınlar, kendilerine şiddet uygulayan polisin ve özel güvenlik görevlilerinin cezalandırılması için suç duyurusunda bulunacaklar.


Savaş ortamlarında yoksullukla mücadele etmek, göçmek zorunda bırakılmak, fuhuşa zorlanmak, köle pazarlarında satılmak, tecavüze uğramak gibi en vahim bedelleri ne yazık ki kadınlar ödüyor. Savaş mağduru kadınların durumlarına dikkat çekmek ve savaşa karşı ses çıkarmak amacıyla oluşturulan Savaşa Karşı Kadın İnisiyatifi’nin avukatlarından Perihan Meşeli, sadece Kürt kadınların ve Kobanê halkının sorunu olmayan savaşa, bütün dünyanın dikkatini çekebilmek için kadınların eylemi havaalanında gerçekleştirdiklerini belirtti. Kadınlara açılan davanın ilk duruşması ise 8 Eylül 2015’te Bakırköy 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
 

Esas suçlular polisler

 
Jinha Kadın Ajansı muhabiri Eylem Daş‘ın sorularını yanıtlayan Meşeli, kadınlara yönelik suçlamaların haksız olduğunu, karakolda susma hakkını kullanan kadınların savcılıkça ifadelerine bile başvurulmadığını söyledi. Meşeli: “Bu olayda esas suçlular polisler ve özel güvenlik görevlileridir. Onlar hakkında suç duyurusunda bulunacağız ve cezalandırılmalarını talep edeceğiz. Polisler, işkencenin yanı sıra kişilerin düşünce ve fikirlerini yayma hürriyetini engelleme suçunu işlediler. Biz bu konuda dilekçelerimizi hazırlıyoruz Bu ülkede polisin şiddetini hepimiz zaten çok iyi biliyoruz” dedi.

 

Savaşa Karşı Kadın İnisiyatifi

 

Savcılığın, emniyetten “havaalanında eylem yapmak yasak mı?” diye yazı istediğini, emniyetin de kendi içlerinde aldıkları 2012 tarihli bir kararla “Havaalanlarında, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılmasına müsaade edilmemeli” dediğini belirten Avukat Meşeli, bu kararın Emniyet teşkilatı içerisinde alınan bir karar olduğuna, kişilerin bunu bilmelerinin imkanı olmadığına işaret etti. Meşeli sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepimizin bildiği gibi 2014 yılının eylül ayında IŞİD Kobanê’yi kuşatmıştı. Bu dönemde Kobanê halkı için tek çıkış kapısı olan Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan geçerek Suruç’a sığındılar. Burada, bir çadır kent oluşturulmuştu. Kobanê direnişi başlamıştı ve Kürt sorununu çözeceğini iddia eden AKP Hükümeti, IŞİD’i destekler politikalar yürütüyordu. 9 Ekim’de üzerinde Kürtçe, Türkçe, İngilizce dillerinde ‘IŞİD öldürüyor, AKP geçit veriyor, dünya seyrediyor, kadınlar direniyor, Savaşa Karşı Kadınlar’ yazan bir pankartla Atatürk Havalimanı’na giden kadınlara özel güvenlik görevlileri, sivil ve üniformalı polisler daha pankartı bile açmadan saldırıda bulundular. Eğer bir toplantı, gösteri yürüyüşü ya da her hangi bir açıklama nedeniyle bir yasak varsa güvenlik görevlilerinin bunu öncelikle açıklamaları ve ihtar etmeleri gerekir. Bu ihtar kesinlikle olmalıdır. Havaalanında ihtar olmadan kadınların üstüne saldırdılar, tekmelediler, saçlarını çektiler, yerlerde süründürdüler, feci şekilde darp ettiler ve itip kakarak gözaltı arabasına bindirildiler. Darp raporu zaten sabit. Kadınlar Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürüldüler. Buradaki 47 kadının neredeyse hepsine darp raporu verildi. Kadınlara öylesine şiddet uygulandı ki, Bir kadın arkadaşımızın menisküs ve çapraz bağlarında yırtılma oldu. Bir ameliyat geçirmesine rağmen hala yürüme güçlüğü çekiyor ve evden dışarı çıkamıyor. ”

 

Savaşa Karşı Kadın İnisiyatifi

 

Bütün kadınların karakolda susma haklarını kullandıklarını belirten Avukat Meşeli, savcılığın kadınların ifadesini almadan doğrudan dava açtığına dikkat çekti: “2911 sayılı Kanunun 32. maddesi kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak suçu, ihtara rağmen dağılmamakta ısrar diye geçiyor. Birincisi toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılma anayasal anlamda güvence altına alınmış bir hak. Özelikle anayasanın 34. maddesinde, herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Oradaki kadınların üzerinde ne bir bıçak vardı, ne de bir silah. Anayasa’nın 26. Maddesi’ne göre düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti var. Bütün bunlar da yazılı, sözlü ve resimli yapılabilir. Neticede pankart da düşünceyi ifade etmeye yarayan bir araç. Havaalanında kadınların eylem yapması hukuki bir yasakla değil, fiili ve keyfi bir yasakla üstelik devlet şiddetiyle ne yazık ki engellenmiştir.”