Kadınlar geceyi, sokakları, meydanları mora boyadılar

9 Mart 2015 Tarihinde Tarafından Emek, Genel, Kadın, Velev ki Kategorisinde Yayınlanmıştır.

İstanbul Feminist Kolektif’in çağrısı ile, bu yıl 13’üncü kez düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü için Fransız Konsolosluğu önünde bir araya gelen on binlerce kadın, “Hayatımıza sahip çıkıyoruz” pankartıyla Tünel Meydanı’na doğru ıslıklarla, sloganlarla, arbanelerle, trompetlerle, zılgıtlarla ritim tutarak yürüdü.

Kadınlar, “Erkek vuruyor devlet koruyor”, “Tacize tecavüze şiddete kadın düşmanlığına AKP’ye diren”, “Tayyip’e inat yaşasın hayat”, “İnadına hayat, inadına sokak”, “annelik kariyer değil, aileniz kaderimiz değil”, “AKP elini hayatımdan çek”, “Erkeklerin sevgisi her gün 5 kadın öldürüyor”, “Katillerden de, sorumlusu AKP’den de hesap soracağız”, “Kadınlar patronla kavgada”, “Erkekler evlere çocuk bakmaya”, “Tesadüf değil erkek şiddeti” dövizleri ile sık sık “Silkele silkele erkekleri silkele”, “Susmuyoruz korkmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Geceleri de, sokakları da meydanları da terk etmiyoruz”, “Tayyip kaç kaç kaç kadınlar geliyor”, “Nikâhta cinayet var, öldüren sevgi istemiyoruz”, Mutfakları yaktık geri dönüş yok”, “Dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa” sloganları attı.

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (34)

Hepsi erkek, tesadüf mü?

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü‘nün ilki 2003 yılında Taksim Meydanı’ndan Mis Sokak‘a doğru gerçekleştirildi. Savaş ve işgal temasıyla gerçekleştirilen yürüyüşte ‘Hitler, Mussolini, Şaron, Miloseviç, Bush, SaddamHepsi erkek, tesadüf mü?’ yazan bir pankart taşındı. 2004 Yılında yine aynı yerde toplanan kadınlar bu defa kadın cinayetleri temasıyla ve ‘erkek vuruyor devlet koruyor, mezar değil sığınak istiyoruz‘ yazan pankartlarla yürüdüler.

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (44)

 

2005 Yılında yürüyüş Galatasaray’dan Taksim Meydanı’na doğru yapılırken, ‘erkek düzenine itaat etmiyoruz’ pankartı taşındı.2006 Yılında ‘feminist başkaldırı’, 2007 yılında ise ‘patriarkaya, kapitalizme, militarizme ve milliyetçiliğe karşı feminist mücadele’ pankartlarıyla yüründü. 2008 ve 2009 yıllarında gerçekleştirilen yürüyüşlerin ana sloganı ‘militarizme, kapitalizme, milliyetçiliğe, patriyarkaya karşı feminist mücadele’ydi. Kadınlar 2010 yılında ‘feminist isyan, kadın cinayetlerine isyandayız‘, 2011 yılında da ‘erkek egemen düzene karşı feminist mücadele’ diye hep bir ağızdan bağırdılar. 2012 yılında ise kadınların gündeminde aile vardı; pankartlarında ise ‘aile değil kadınız feminist isyandayız’ yazıyordu. 2003 yılında 100 kadar kadınla başlayan gece yürüyüşüne 2012 yılında binlerce kadın katıldı. İstiklal Caddesi’nde toplanan binlerce kadın ‘yaşasın feminist mücadelemiz’ diye haykırdı. 2013 ve 2014 yıllarında da kadınlar ‘hayatımız, bedenimiz, kararımız bizim, aileniz sizin olsun‘ sloganları atılıyordu. Bu yılsa kadınların gündeminde Erdoğan ve AKP Hükümeti vardı.

Yürüyüşün ardından İFK adına Kürtçe basın açıklamasını Feride Eralp, Türkçe basın açıklamasını ise Begüm Acar okudu:

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (17)
“Yine zor bir yıl geçirdik. Kadın cinayetleri katliam düzeyine vardı. Eşit değilsiniz, fıtrata aykırı, kahkaha atmayın, aman sakın kürtaj olmayın diye diye öldürttüler, öldürdüler kadınları.

Özgecan’ın ardından kınama mesajları gönderenler, kadın cinayetlerindeki sorumluluklarını hiç sahiplenmedi. Cani dedikleri adamın kendilerinden biri olduğunu, kadınların ne yapıp ne edeceğine karışanların erkek şiddetini körüklediğini görmek istemediler. Beslediğiniz erkek egemenliği Özgecan’ı aramızdan aldı, her gün tüm kadınların hayatlarını tehdit ediyor.

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (39)

 

Kadın düşmanlığı, hükümetin “aile paketi”nde, toplu taşımada, değerler eğitiminde, mecliste, evde, sokakta… hayatımızın her alanında bizlere saldırıyor. Fakat biz bugün burada tüm bu saldırılar karşısındaki direnişten, erkeklere, AKP’ye rağmen hayata tutunma mücadelemizden söz etmek istiyoruz. AKP hükümeti istihdam politikalarıyla, “kadınlar erkeklere emanettir” söylemleriyle kadınları evliliğe, aileye mahkum etmek istiyor. Evlenene, çocuk doğurana altınlar, teşvikler; evlenmiyorsanız hayatı size zorlaştırmak için kısıtlanmış sosyal haklar…

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (57)

 

Bizim bu yalanlara kandığımız yok, kendi istediğimiz hayatları kurmanın mücadelesini veriyoruz, dayanışmasını kuruyoruz. Evlenmeyen kadınların sayısı her geçen gün artıyor. Evlen diye tutturan boşanmaya da engel oluyor. Boşanma ombudsmanlığı kuran devletten, “yuvanı yıkma, bir şans daha ver” diye akıl veren komşuya, boşanmak güçleştiriliyor. Kadın cinayetlerinde en sık okuduğumuz öldürme sebebi, kadının boşanması ya da boşanmak istemesi. Bunca engele rağmen AKP’nin korkulu rüyası gerçek oluyor, kadınlar boşanmaktan vazgeçmiyor.

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (69)

 

Esnek çalışmalı, doğum yardım ve izinli yeni paket gözümüzü hiç boyamadı. Kadın istihdamına esnek ve güvencesiz hale getirdiğinizi, bunun sonucunun, ücretli ve ücretsiz emeğimizin daha fazla sömürülmesi demek olacağını görüyoruz. Yalanlarınıza kanmıyoruz. Kadınlara üç çocuk, beş çocuk doğurma baskısı, devletin en üst katlarından yapılırken, anneliğin bir kadının hayatındaki en önemli kariyer olduğu telkin edilirken, biz kadınlar, bedenimiz bizimdir, hayatımızla ilgili karar hakkı bizim diyoruz.

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (88)

 

Kürtaj yasağının meclisten geçmesine yol vermedik. Bunun üzerine fiili kürtaj yasağı başlatıldı, koca İstanbul’da sadece üç hastane isteğe bağlı kürtaj yapıyor. Biz bunu ifşa edince, Sağlık Bakanlığı hastanelerin işlediği bu suçu engelleyeceğine, feministlere yalancı dedi. Bizse haklarımızın takipçisi olmaktan da, bu yasağa karşı birbirimizle dayanışmaktan da vazgeçmiyoruz. Erkek şiddetine karşı kadınlar susmadı! Susmayacak! Kadınlar şiddete maruz kaldıklarında haklarını daha çok kullandılar. 2013’te erkeği karakola şikâyet eden kadın sayısı 82 bin 205 iken 2014’te 118 bin 14 oldu. Medyanın bile yer yer  ‘erkek terörü’ diye duyurmak zorunda kaldığı kadın katliamlarına karşı örgütlü sesimiz daha da yükseldi.

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (107)

 

Kadın cinayetleri davalarında haksız tahrik, yani erkeklik indirimi uygulayan erkek yargı, kadınların örgütlü mücadelesinden korkmaya başladı. “Karı koca arasına girilmez,” tavrının, kadınların öldürülmesine giden süreci hazırladığı gerçeği daha görünür oldu. Şiddeti izlemeyip müdahale edenler arttı.

Hayatta kalabilmek için kendilerine şiddet uygulayan erkekleri öldüren kadınların hikâyelerini duyar olduk. Erkek şiddetine karşı meşru müdafaa haktır!

Kızlı erkekli yaşayamazsınız dediler, sana ne dedik. Kızlı erkekli de yaşıyoruz, hemcinslerimize de aşık oluyoruz. Homofobik baskılara, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğinin anayasaya konmaya çalışmasına gösterilen dirence rağmen buradayız dedik ve on binler onur yürüyüşünde yürüdü, yeni LGBTİ inisiyatifleri kuruldu. Trans cinayetlerine karşı örgütlü mücadeleye devam edildi.

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (79)

 

Yanı başımızda büyüyen Kobanê direnişine damgasını vuran kadınlar, mücadele azmimizi artırdı. Sadece IŞİD’e değil, Ortadoğu’da kadınları ezen erkek egemenliğine karşı, Ortadoğu’nun tüm kadınları için savaşan YPJ, sınırın öte yanındaki bizleri güçlendirdi, kendi gücümüzü hatırlattı. Bütün bu güçlenme, mücadele ve direniş, kadın düşmanı ve aile merkezli AKP’ye rağmen, AKP’nin bizleri nefes alamaz hale getirmeye çalışan politikalarına rağmen gerçekleşti.

 

ist-08-03-2015-gece-yuruyusu (79)

 

Bugün Türkiye’de kadın düşmanlığının yanı sıra, bizzat cumhurbaşkanı tarafından feminizm düşmanlığı da yayılmaya çalışılıyor. Çünkü AKP iktidarı biliyor ki dinsel muhafazakârlıktan güç alan, aile dışında hayat kuran kadınları yok sayan politikaları gerçekleştirebilmenin doğrudan karşısında duran örgütlenme, feministlerdir. Kadınların güçlenmesinden AKP’nin ödü kopuyor. Feminist sözü tehdit görüyorlar. Onlar erkek egemenliğine karşı sürdürülen direnişi kırmak için feminizme saldırıp dursunlar, biz feminist mücadelemizle güçleniyoruz. Feminizm, öncelikle kadınların kendi hayatlarına sahip çıkmalarını öngörüyor. Kendisine feminist desin demesin, feminizm, bütün kadınların hayatına değiyor. Her gün daha çok kadın örgütlenerek, kendi yaşamını dönüştürerek feminist hareketi güçlendiriyor, kadın dayanışmasını örüyor. Feministler için, kadınlar için geri dönüş yok!”