Günde 6 Dolar Harcayarak Dünyayı Turladı

24 Ağustos 2016 Tarihinde Tarafından 5N1K, Emek, Etkinlikler, Fotoğraf, Göçmen, Hayat, Mehtap Doğan, Sergi, Söyleşiler Kategorisinde Yayınlanmıştır.

Kentler insanların bir arada, güven içinde yaşadıkları yerler olmaktan çıkıp hızlı hızlı yemek yedikleri, koştura koştura alışveriş yaptıkları, itiş kakış vapura, metroya, minibüse binmek zorunda kaldıkları, gaspa-tacize uğradıkları, egzoz kokusuna, korna sesine katlandıkları ve koca binalar arasından zar zor denizi, güneşi, göğü gördükleri yerlere dönüştü. Bunca karmaşaya bir de bombalı saldırılar eklenince “gitmek” en popüler hayaller sıralamasında tahta oturdu. Sadece emekliler, emekliliği bekleyenler değil 20’li yaşları bir tık geçenler bile başka coğrafyalara gitmenin, bir balıkçı kasabasına yerleşmenin, müstakil bir ev almanın, bahçesinde domates-biber yetiştirmenin, Ege’nin bakir bir köyünde ucuz bir arsa bulmanın, karavanla, bisikletle yollara koyulmanın hayalini kurar oldular. Ancak “Gitmek lazım buralardan” cümlesi ağızlarımıza pelesenk olsa da, pek çoğumuz “kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.”

Kariyer, çoluk çocuk, aile, eğitim gibi bahanelerle gitme arzusunu bastırmayanlardan birisi Oğuz Tan. İstanbul’da sistem mühendisi olarak çalışırken hayatını değiştirmeye karar verip dünyayı keşfe çıkan fotoğrafçı ve bisiklet gezgini Tan, iki yılda 16.000 km yol kat etti; İran, Dubai, Pakistan, Hindistan, Nepal, Myanmar ve Tayland’ı kapsayan koca bir coğrafyayı gezdi. Yüksek rakımlı gölleri, çölleri, vadileri aştı. Bisikletiyle 4.000-5.000 metrelik dağ geçişleri yaptı. Üstelik de kısıtlı bir bütçeyle… Gezisini birbirinden renkli fotoğraflarla ölümsüzleştiren ve bu serüvenden arda kalan fotoğraflarını “Oğuz Gidiyor” adıyla Zapata Moda’da sergileyen Tan ile kalanlara umut veren macerasını konuştuk.

Röportaj: Mehtap Doğan

Sana “Google Oğuz” denilmesinin altında ne yatıyor; zeki olman mı, çok gezmen mi?

Bu bilgiye nerden ulaştığını bilmiyorum, çok şaşırdım. Ansiklopedik bilgiye olan merakımdan, detaycı biri oluşumdan ve sahip olduğum bilgiyi karşımdakini yorana kadar aktardığımdan ötürü olsa gerek…

 

oğuztan_sanatfilan (32)

 

Ekşi Sözlük’te de senden “Dünyayı bisikletiyle gezmeye çalışan başka bir özgür ruh. Bizi hayata bağlayanlardan biri daha. Zincirlerinden kurtulmuş, sistemin dışına çıkmış, umutlarımızı artıran biri daha” diye bahsediliyor. Aslında yaptığın şeyin kaçmayı, gitmeyi, dünyayı dolaşmayı hayal edip yerinden kıpırdayamayanlar için bir umut olduğunun farkında mısın?

Umut verdiğimin farkındayım, evet. Fakat umudu, yaptığım şeyi manevi boyutuyla birlikte gören ve kavrayan kişilere verebildiğimi düşünüyorum. Aksi taktirde umut yerine popüler kültürün bir iki çarpıcı etiket yapıştırdıktan sonra hızla tüketeceği sıradan bir malzeme olurum.

 

oğuztan_sanatfilan (37)

 

Bugünlerde herkes gitmek istiyor ama gidebilenlerin sayısı çok az. Sen bunu nasıl başardın? “Hata mı yapıyorum acaba?” sorusu hiç aklından geçti mi?

Bence asıl hata, bünyemin reddettiği bir yaşam şekline kendimi mahkûm hissetmemdir. Sürüden ayrılan yalnız kalmış endişeli bir koyun gibi de hissedebiliyorum, yükseklerde zarifçe uçan dingin bir kartal gibi de. Yaptığım şeyi değerli bulan da var değersiz bulan da. Fakat kendi tercihlerimin maddi-manevi tüm zorluklarını yaşayan da yine benim, bir başkası değil. Konuya uzak insanların düşündüğü gibi kolay, lay lay lom bir faaliyet değil bu. Fakat sunduğu güzellikleri milyonlarca dolara satın alamazsınız.

 

Pek çok insan iyi bir maaş, konforlu bir hayat, kariyer peşinde koşarken sen her şeyi bırakıp gitmeyi tercih ettin. Döndüğünde geride kalmaktan, iş bulamamaktan korkmadın mı?

Parlak kariyer, cv, kurumsal düzen… Bunların bana göre olmadığını zaten yola çıkmadan fark etmiştim. O kaygıyı taşısaydım bu yolculuğu gerçekleştiremezdim. Sistem mühendisiyim. ‘O ne?’ diyenler olabilir. Endüstri mühendisliğinin çağımız ihtiyaçlarınca biraz geliştirilmiş hali diyebilirim. İlk olarak bir yazılım şirketinde çalıştım; kod geliştirici olarak değil (zaten bilmiyorum), analiz ve çözüm oluşturma süreçlerinde görev yapan bir uygulama danışmanı olarak. Sonrasında ise bu yazılımı kullanan bir şirkette proje sorumlusu olarak çalıştım. Yeni dünya düzeni algılarımızı korku, haz, umut gibi çeşitli duygularla yönetmeyi çok iyi başarıyor. Bu yolculuğa sonunu öngörmeden çıktım. Geride kaldığım için beyaz yakalı bir iş bulamasam da açta açıkta kalmam, elim ayağım tuttuğu sürece başka şeyler yapar ve hayatta kalmayı başarırım.

 

oğuztan_sanatfilan (69)

oğuztan_sanatfilan (70)

oğuztan_sanatfilan (72)

 

Ailen ve arkadaşların “İşi bırakıp gezmeye gidiyorum” kararını nasıl karşıladılar?

Ailem veya arkadaşlarım içinden derin bağ kurabildiğim insanların tamamı, beni böylesinin mutlu edeceğini biliyorlardı ve kararımı çok güzel karşıladılar. Annem başlarda benim için endişeleniyordu fakat kısa sürede duruma alıştı.

Bu geziyi fotoğraflarla da ölümsüzleştirdin ve Zapata Moda’da “Oğuz Gidiyor” isimli bir sergi açtın.

Evet. “Oğuz Gidiyor” ilk sergim ve 24 eser sergileniyor. 27 Eylül’e kadar da devam edecek. Çok sayıdaki fotoğraf içinden 24 tane seçmek oldukça zor oldu. Gezi fotoğrafları çektiğim için farklı türlerde fotoğraflar var. Örneğin İran fotoğrafları içinden Pers mimarisiyle ilgili küçük bir sergi bile açabilirim. Bu sergi seçkisi ise insan ve manzara fotoğrafları ağırlıklı oldu. Fotoğraflarımda doğallık ve samimiyet bulacağınızı düşünüyorum.

Mekanikleşen bir yaşamım vardı. Robotmuşum gibi hissediyordum. Diğer bir yandan hiçbir şeye zamanım yetmiyordu. Özgür hissetmiyorum. Sınırları çizilmiş ve kuralları belirlenmiş bir alan içinde mutlu olmaya çalışıyordum. Soluklanmak, yeni yerler ve yaşamlar görmek istedim. Bisikletle yola çıktım. Yavaş ilerledim, sade yaşadım, az tükettim. Yolda ama on dakikalığına ama on günlüğüne; insanların hayatlarına temas edebildiğimi fark ettim. Bu nedenle olsa gerek, fotoğraflarımda insanların derin ve samimi bakışlarını yakaladım. Bakışlarda mutluluk veya hüzün gibi yalın duyguları yoğun bir şekilde hissedebiliyorum. Bu noktada, klişeleşmiş değil özgün fotoğraflar çektiğime inanıyorum.

 

oğuztan_sanatfilan (46)

oğuztan_sanatfilan (63)

oğuztan_sanatfilan (56)

 

Fotoğrafla ne zamandan beri ilgileniyorsun ve başka sergiler açmayı planlıyor musun?

Henüz net bir plan yok fakat daha geniş bir şeçkiyle yeni bir sergi açmak isterim tabii. Türkiye’nin günümüz koşullarını düşünürsek, aynı zamanda insanları soluklandıracak bir aktivite olarak görüyorum sergimi.

Kendi araştırmalarım dışında üniversite son sınıfta seçmeli ders olarak tek dönemlik temel fotoğraf eğitimi almıştım. Öğrencilik yıllarından sonra uzun süre fotoğraf çekmedim. 2013’te yola çıkarken elime geçen yeni bir kamera ile fotoğrafa olan ilgim tekrar alevlendi ve yolculuğum süresince farklı yaşamlardan pek çok kare biriktirdim.

Uzun, zorlu ve renkli bir rota izledin. Yolculuğa çıkmadan önce rotanı belirlemiş miydin yoksa kervanı yolda mı dizdin?

İstanbul Göztepe’den çevirdim pedalı. Türkiye, İran, Dubai, Pakistan, Hindistan, Nepal, Myanmar ve Tayland’ın bazı bölümlerini gördüm. 16.000 km yol yaptım. Tek bildiğim doğuya gittiğimdi ve İran – Pakistan – Hindistan hattını izleyeceğimdi. Ha bir de İran sınırına kadar orta Anadolu’dan mı gideyim yoksa Karadeniz sahil şeridini mi takip edeyim diye düşünmüş ve sahil şeridinde karar kılmıştım. Başka da hiç bir fikrim yoktu açıkçası.

 

oğuztan_sanatfilan (60)

oğuztan_sanatfilan (54)

oğuztan_sanatfilan (51)

 

Çok klasik olacak ama sormazsam olmaz; gezdiğin yerler arasında en çok nereden etkilendin peki?

Hindistan’ın en kuzeyinde, Himalaya dağları içindeki Ladakh bölgesi beni çok etkiledi. Bölgede yüksek rakımlı göller, alpin çölleri, dağlar, vadiler ve bozuk dağ yolları var. Yüklü bisikletim ile 4.000 ve 5.000 metrelik dağ geçişleri yaptım, en yükseği 5.400 metreydi. Ladakh bölgesinin başkenti niteliğindeki 3.500 m rakımlı Leh şehrinde bir buçuk ay kadar kaldım. Kupkuru havası, sessizliği, etrafınızı saran dağlar, bölgenin kendi halindeki Budist yerlileri… Rüya gibi bir yerdi.

 

oğuztan_sanatfilan (49)

oğuztan_sanatfilan (15)

oğuztan_sanatfilan (26)

 

Gideceğin yerleri hangi kriterleri göz önüne alarak belirliyorsun?

Bisiklet turlarım senelik izinde gerçekleşen on günlük değil, oldukça uzun soluklu turlar, sonu belli olmayan cinsten. O yüzden ilk olarak Asya, Avrupa, Amerika, Afrika gibi kıtasal bir seçim yapıyorum. Sonra başlayacağım şehri ve gideceğim yönü seçiyorum, doğu gibi, güney gibi. Sonrasını gerek yolda tanıştığım insanlara danışarak, gerek haritadan kafama göre bir nokta seçerek, gerekse bağlantı olması durumunda internetten yakınlardaki görülesi yerleri araştırarak tayin ediyorum. Genellikle anlık ya da günlük kararlar alıyor ve bir hafta sonrasını bile öngöremiyorum.

Kendine yeni bir rota belirledin mi?

Yeni rotam Latin Amerika. Bisikleti uçağa koymak, Meksika’ya uçmak ve oradan yeni bir tura başlamak, Güney Amerika’nın en güneyine kadar gitmek istiyorum. Yeni rotamda kahve üretim alanlarını ve bu alanlardaki insan yaşamını dökümante etmek, Şili’deki Atakama çölünü geçmek, Arjantin’deki Patagonya bölgesini görmek gibi şeylerin hayalini kuruyorum.

 

oğuztan_sanatfilan (57)

oğuztan_sanatfilan (50)

oğuztan_sanatfilan (45)

oğuztan_sanatfilan (40)

 

İlk kez kaç yaşında pedal çevirdin? O zamanlar böyle bir şey yapmanın hayalini kurar mıydın?

8 Yaşındayken bir ilkokul arkadaşımın annesi öğretmişti bisiklete binmeyi. Doğrusunu söylemek gerekirse o yaşta dünyadan haberim yoktu. Bisikletle bilinmeyen yollarda olmak oldukça değişik bir deneyim. Zaman içinde olay bisiklete binmekten çıkıyor, başka bir şeye dönüşüyor. Yavaş olduğunuz için girdiğiniz coğrafyaya ve kültüre hızlı bir şekilde adapte oluyor ve geçtiğiniz yerleri ‘yaşıyor’sunuz. İstanbul’dan Güney Asya’ya 16.000 km pedal çevirdiğim bisiklet turunda sırasıyla Türkiye, İran, Dubai, Pakistan, Hindistan, Nepal, Burma ve Tayland’ın bazı bölümlerini gördüm. Çadırımda, yolda tanıştığım insanların evlerinde, bazı köy ve kasabalarda konakladım. Bazen kısa aralar verdim tura, bazen de sırt çantasıyla uzun doğa yürüyüşleri yaptım.

“Yurtdışına çıkmak çok pahalı” gibi bir algı var ülkemizde ve sen “Ülke ülke gezdim, üstelik de kısıtlı bir bütçeyle” diyorsun. Gezi boyunca ortalama ne kadar para harcadın ve bu kaynağı nasıl yarattın?

İstifamı verdikten sonra gerek sahip olduğum eşyaları satarak gerek yakınlarımın maddi destekleriyle tüm ekipmanlarımı tamamladım ve on senelik yeni bir pasaport temin ettim. Banka hesabımda tam olarak 0 TL’yi gördüm. Sponsor aradım fakat bulamadım. Tesadüfen gerçekleşen bir sohbette bir akrabamdan günlük 10 dolar sponsorluğu aldım. Uzun bir süre günlük 10 dolar bütçem oldu fakat yine de ortalama 6-7 dolar harcadım ve acil durumlar için az da olsa para biriktirdim. Pakistan’ın batısında Taliban bölgesi olan 700 km çöl yolunda bisiklete binmeme izin verilmediğinde, 100 dolarlık taksi ücretini de biriktirdiğim parayla ödedim. Fakat bu şekilde yolculuk sefalete dönüşmüştü. Zaman içinde bir iki cüzi sponsorluk buldum fakat standartlarım hep çok düşüktü. Türkiye’de sadece en temel ihtiyaçlarınızı karşılamaya yetecek tutardan daha azını harcadığımdan eminim.

 

oğuztan_sanatfilan (44)

oğuztan_sanatfilan (36)

oğuztan_sanatfilan (28)

oğuztan_sanatfilan (25)

 

Sponsor arayışın devam ediyor mu?

Ediyor. Yeni seyahatim için daha yüksek bütçeli ve sürdürülebilir bir model oluşturmaya gayret ediyorum. Karşılıklı talep ve isteklerin masaya yatırıldığı, kazan kazan ilişkisi kurabileceğimiz vizyon sahibi kişi, kurum veya kuruluşlar ile yeni projeler geliştirmek ve sponsorluk ilişkileri kurmak isterim.

 

oğuztan_sanatfilan (31)

 

Bisikletle yolculuk yapmak aynı zamanda az eşya taşımak demek. Oysa sistem bize konforlu bir yaşamı ve bolca eşya almayı dayatıyor. Böyle alışkanlıklara sahipken günlerini minimum eşyayla geçirmekte, başkalarının evlerinde ya da çadırda kalmakta zorlandın mı?

Açıkçası zorlanmayı bırak, hoşuma bile gitti. Stres yönetimi ve zorluklarla mücadele konusunda beni geliştiren bu yolculuk boyunca yavaş ilerlediğimi, sade yaşadığımı ve az tükettiğimi söyleyebilirim. Her türlü ürünün ve hizmetin, hatta duyguların dahi tüketildiği modern kent yaşamında mutlu hissetmek için pek çok eşyayı satın alıp evlerimizde depoluyoruz. Yolculuğumda ise bir eşyayı veya kıyafeti, parçalanana kadar kullandım. Sahip olduğum birer parça çatal, bıçak, tava ve tencereden oluşan yemek takımını 2 sene boyunca kullandım ve halen kullanıyorum.

Ben modern kent yaşamında da tüketim çılgını bir insan olmadım hiç bir zaman. Ama tabii ki bisiklet yolculuğu beni bu konuda daha da eğitti, terbiye etti. Şöyle ki; gerçekten ihtiyacım olmayan bir nesneye sahip olmayı tercih ettiğimde onu kendi gücümle binlerce kilometre taşımanın da sorumluluğunu almış oluyorum. Sıcak sobaya el değdirince yanmak gibi bir öğrenim.

 

oğuztan_sanatfilan (7)

oğuztan_sanatfilan (6)

oğuztan_sanatfilan (2)

oğuztan_sanatfilan (1)

 

Pek çok insan tatile çıktığında oraya özgü şeyler alır, gezip gördüğü yerlerden alışveriş yapar. Sen onca yeri gezip hiçbir şey almadan döndün mü?

Yakınım bazı insanlara Hindistan ve Nepal’den bir iki kere paket gönderdim, bütçemin el verdiğince küçük hediyeler – pamuklu gömlek, tütsü, magnet gibi. Kendime neredeyse hiç bir şey almadım.

 

oğuztan_sanatfilan (12)

oğuztan_sanatfilan (8)

 

MERAKLISINA:
www.oguzgidiyor.com
instagram@oguzgidiyor
facebook.com/oguzgidiyor

 

Tweet about this on TwitterShare on Facebook49Share on Google+0Share on LinkedIn42Share on Reddit0Share on Tumblr0Pin on Pinterest0Print this pageEmail this to someone