Gezi’den Suruç’a, Özgecan’dan Tahir Elçi’ye bir uzun “Yol” hikayesi

13 Aralık 2015 Tarihinde Tarafından Emek, Hayat, Kadın, Tiyatro Kategorisinde Yayınlanmıştır.

Suruç katliamından sağ kurtulan tiyatro oyuncusu Murat Akdağ Gezi’den Suruç’a, Özgecan cinayetinden Tahir Elçi’nin ölümüne kadar son üç yılda Türkiye’de yaşanan politik olayları ele alan bir oyun hazırladı. Yol oyunu 12, 22 ve 27 Aralık’ta Kadıköy Karma Drama Sahnesi’nde sergilenecek.


Suruç katliamından sağ kurtulan tiyatro oyuncusu Murat Akdağ, Radikal’den İdris Emen’e verdiği röportajda tek kişilik oyununun çıkış noktasını şöyle anlattı: “Ben 31 Mayıs 2013’te Gezi direnişinin bir parçası olmadan önce bohem denebilecek bir hayat yaşıyordum. Her tür siyasi eyleme uzaktım. 1 Mayıs kutlamalarına bile katılmazdım. İlk olarak Gezi direnişi ile birlikte politize oldum. Gezi Parkı benim için bir çıkış noktası oldu. Gezi Parkı’ndan sonra her eylemde, her siyasal mücadele var olmaya çalıştım. Kamp Armen, Soma ve Yeşil Yol bunlardan bir kaçıydı. Mesela Özgecan cinayetini protesto etmek için İstiklal Caddesi’nde etek giydim. İşte ben tüm bu süreçte yaşadığım deneyimleri ve toplumun yaşadıklarını seyirci ile paylaşmak istedim. Zira her şeyi çabuk unutuyoruz. Oyunda gitmediğim ve tanık olmadığım vakalar da yer alıyor. Örneğin Tahir Elçi’nin ölümü bunlardan bir tanesi…’

 

murat akdağ

 

17 Yıl boyunca tiyatro oyunculuğu yapan Akdağ, bu oyunun aslında bir hatırlama oyunu olduğunu söyledi ve yeni yeni bağlamlarla sürekli tekrarlamak istediğini dile getirdi.

 

İlk kez Kamp Armen’de sergilendi

İşgal alanlarında oluşan oyun ‘Bir El Koyma Hikayesi’ adıyla Kamp Armen’de ve ‘Bu Mahallede Böyle Şeyler Olmaz’ adıyla Cihangir Parkı’nda seyirci karşısına çıktı. Oyunun en son haliyse ‘Kobane’yi Beraber Savunduk Beraber İnşa Edeceğiz’ kampanyası adı altında Kobane’de oynanacaktı. Akdağ, bu amaçla Suruç’a kadar gitti. Ancak Amara Kültür Merkezi’nin bahçesine yapılan bombalı saldırı sonrasında Kobane’ye geçemedi. Suruç katliamı sırasında orada olan Akdağ, o günü şöyle anlattı: “Beni derinden sarsan bir olay oldu. O bahçede bulunan 300 kişiden sadece ikisini tanıyordum. Orada bulunan 300 kişi aynı rüyanın peşindeydi. Hayatını kaybeden arkadaşlarımızın saflık ve iyi niyetiyle Suruç’ta olmaları bana bir Cem ritüelini hatırlattı. Dolayısıyla beraber bir bütün oluşturuyorduk. Suruç patlamasında önce kaçtım. Sonra geri geldiğimde yerde cansız yatan insanları gördüm. Kendi kendime, ‘her halde ben de öldüm ve burada hayalet olarak duruyorum’ dedim. Daha sonra kendime gelip arkadaşlarımı kurtarmaya çalıştım. Onlarca yaralı taşıdım. Oyunda Suruç’ta bu yaşadıklarımı da anlatıyorum.’’

Yaklaşık 3 yıldır yazarak ve oynayarak bu oyuna hazırlanan Akdağ’ın esin kaynağı ise Şeyh Bedrettin Destanı: “Işıklar içinde yatsın bu oyunda Tuncel Kurtiz’in, ‘Şeyh Bedrettin Destanı’ ile oluşturduğu yapıya yaklaşmaya çalıştım. Tuncel Kurtiz’in dünya sanat tarihinde çok özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. Doğunun şamanları ile batının dramatik yapılı yazın biçimini çok büyük bir başarı ile birleştirmiş ve üstün bir yetenekle seyirciye sunmuştur. Kurtiz’i örnek alarak 70 dakikalık bir oyun hazırladım.”