Bir ömür yetmezdi ki Müslüm Baba!

O, arabesk müziğin fenomeniydi. Her şeyi sıradışıydı. David Bowie şarkılarından Jane Birkin‘e, Bülent Ortaçgil‘den Murathan Mungan şiirlerine kadar, seslendirdiği pop ve rock ‘cover’ şarkılarla arabeski sevmeyene bile kendi tarzını sevdirmeyi başardı. 3 Mart 2013’te aramızdan ayrıldı ama, müziğiyle ve duruşuyla yarattığı etki ile hayranlarının hala gözbebeği… Müslüm Baba, 60 yıllık yaşamına çok şey sığdırdı, bugün o anıların bir kısmı Şanlıurfa’daki müzesinde yaşıyor.

Bahar Öztop

Her ne kadar Orhan Gencebay ve Ferdi Tayfur gibi arabesk efsanelerinden biri olarak anılsa da, o farklıydı. Dinleyici kitlesi pek çok araştırmaya ve teze konu oldu. Bu öyle bir sevgiydi ki, hayranları O’nu bugün dakikalarla saatleri sayarak özlüyor. Öyle ki, şu satırlar paylaşılıyor, ölümünün yıl dönümünde sosyal mecralardan: “MÜSLÜM BABA Sensizliğe Alışılmıyor BABA, 2 Yıl 4 Saat 49 Dakikadır Sensisiz Özlüyoruz, Evlatların Hiçbir Zaman Şarkılarını Susturmayacak, Son Nefesimize Kadar Bizler İçin Söylediğin Şarkılarını Yaşatacağız, Sen Bizim BABA’mız Sesimiz Kanımız Canımız Her şeyimizsin…”

O da hayranlarını hep sevmişti. Hatta hayranlarından biri O’nu Bursa’daki bir konserde karnından bıçakladığında, Gürses O’nu affetti: “Affetmek güzel şey. Af güzel olmasa Allah affetmez. O ki her şeyin sahibi, yerin göğün büyük kudreti, böyle bir iradeyi sunuyorsa bizim de ondan örnek almamız gerek. İnançsız insan yaşayamaz. İnanç olmazsa insan hiçbir şeyden zevk, tat alamaz” demişti.

Hep sıradışı bir çizgideydi hayatı… Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Fıstıközü köyünde bir bahar günü dünyaya geldi. Çocukluğundan beri bağlama çalıp, türkü söyledi. Ailesi geçim derdine düşünce, yolları Adana’ya açıldı. 500 kişinin yaşadığı bir köyden Adana gibi büyük bir şehire giden Müslüm için, bu aslında bir fırsattı. Terzi çıraklığı da yaptı, kundura imalathanesinde de çalıştı. Ne yaparsa yapsın, sazı en iyi dostuydu. İlk şarkıcılık deneyimini 1964 yılında, 14 yaşındayken Adana’da bir aile çay bahçesindeki yarışmada yaşadı. Bu yarışmada birinci oldu, en iyi ses seçildi.

 

https://www.youtube.com/watch?v=2ZTtzjufw0Y

Bu sayede TRT Çukurova Radyosu’ndaydı artık. Her cumartesi canlı yayında türküler söylüyordu. Yaşam O’nun önünde yeni bir yol açmıştı. 15 yaşından itibaren 45’liklerin ardından,  ilk plağı Emmioğlu / Ovada Taşa Basma ile ses getirdi. İstanbul’un kapılarını aralayan bu plak ile konser yollarına düştüğünde, kader bu kez Müslüm Gürses’e başka türlü bir oyun oynuyordu. Turne yolunda geçirdiği kazada şoför öldü, yanındakini ölü sanıp morga koydular. Halbuki, O’nun yaşaması, o kendine has üslubuyla şarkılar seslendirmesi, var olması gerekiyordu.

Kendi deyimiyle, “Bugün batarsa, güneş yarın yeniden doğar”dı. Ve ölümü gördükten sonra, yaşam yeniden başlıyordu. İstanbul artık O’nundu. Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin, Gitme Gel Gel/Haram Aşk plaklarından sonra, 1969 yılında çıkardığı Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma plağı 300 bin satmayı başararak, rekor kırdı. Palandöken Plak ile 13, Bestefon Plak ile 4, daha sonra Hülya Plak ile tam 15 ve Çın Çın Plak ile 2 adet 45’lik plak yaptı.

Murathan Mungan’ın süpervizörlüğünde hazırladığı Aşk Tesadüfleri Sever albümüyle, bir arabeskçi olarak dünyanın en ilginç işine imza attı. Garbage’ın The World is Not Enough şarkısı artık Bir Ömür Yetmez  olarak, Björk’ün Bachelorette’i Aşk Tesadüfleri Sever adıylaBob Dylan’ın Mr. Tambourine Man’i ise, Hayat Berbat formatında Müslüm Gürses hayranlarının dilindeydi artık. Böylece doğuyla batı da sessiz bir anlaşmayla, müzik barışıyla bir araya geliyordu.

https://www.youtube.com/watch?v=jrEmkaYpDks

Hey hat! O müthiş yorumuyla, sanki kendi hayatını anlatıyordu Murathan Mungan’ın sözlerinde…

Aşk tesadüfleri sever
Kader ayrılıkları
Yıllar geçmeyi sever
İnsan aramayı

Güller açmayı sever
Zaman soldurmayı
Eller birleşmeyi sever
Yollar ayrılmayı

Herkes geçmişi öder
Bir yol ayrımında
Başlamak istersen
Yeni bir hayata
Gölgeni yedek
Bırak ardında

Hayat tekrarları sever
Yeniden başlamayı
Kuşlar dalları sever
Kanatlarsa uçmayı…

Arabesk müziği küçümseyenler bile, gizli gizli dinlediler O’nu. Neredesin Firuze? filminin soundtrack’ı için seslendirdiği Bülent Ortaçgil’in Sensiz Olmaz’ı dinlenme rekoru kırdı. Varoşların şarkıcısı, varoş müziği diye aşağılanan o üslup, sosyete barlarında bile çalındı. Şebnem Ferah‘ın Sigara Dumanı‘nı, Teoman’ın Paramparça‘sını da güçlü yorumuyla seslendirdi. Ve daha pek çok popüler şarkıyı…

Son virajlarda hep O’ndan yana olan talih, bu kez, O’na maalesef by-pass dedi. “Jiletler çiçek olsun” diye seslendiği hayranlarının tek tesellisi, ölümünden kısa bir süre önce hazırladığı albüm oldu. Vasiyeti üzerine adı Veda konan albüm, ölümünden 40 gün sonra 15 Nisan 2013 günü sevenleriyle buluştu. Vasiyetinde bir konu daha vardı ki, iç acıtıyordu. Vefatından sonra filminin çekilmemesini istedi. Nedeni ise babası Mehmet Akbaş’ın annesi Emine Akbaş’ı öldürmesiydi.

https://www.youtube.com/watch?v=R-KraNLl4nY

O tüm yaşadıklarına rağmen, ölümsüz bir ses, müthiş bir yorumcuydu. Taklitlerinden sakınmayacak kadar kendine ve yaptığı işe güveni tamdı. Ümit Besen ölümünün ardından şöyle bir anı aktarmıştı: “Hakan Taşıyan’ın ses tonu Müslem Gürses’e çok benzer. Gözünüzü kapatın dinleyin sesini ayırt edemezsiniz. Hakan Taşıyan’ın kasedi ilk çıktığı zaman, radyoda duymuş olan Müslüm Gürses karısına dönerek, “Yahu Muhterem ben bu şarkıyı ne zaman okudum” demiş. Kendisi bile kendi sesinden ayırt edememiş.”  

Yaşasaydı daha pek çok seveceğimiz şarkıyı seslendirecek, hayran çemberini daha da genişletecekti. Bir ömür yetmezdi ki Müslüm Baba!