İstanbul’da ikâmet ederken, kolektif hayatı araştırmaya başladığım bir süreçte İmece Evi’ne rastladım. Acemi ama içeriği güçlü web sitesi, İmece’nin samimiyetini yansıtıyordu. Kaz Dağları’nda kurdukları kolektif evin derma çatmalığı, tulumlarda dip dibe uyuyanlar ve etraftaki el değmemiş doğa, dayanışmacı bir amaç ile yola çıkan bu insanların yalın bir tanımıydı adeta ya da ben fotoğraflardan bunu okumuştum. Nasıl bir parçası olabileceğimize dair detaylı açıklamanın bulunduğu sekmeden iletişim adreslerine ulaşıp hemen mail attım. Yanlış hatırlamıyorsam aynı gün içinde dönmüşlerdi. O tarihte aralarına katılma şansım olmamıştı.

Aradan bir kaç yıl geçti ve İzmir’e taşındım. Burada edindiğim dayanışmacı çevreden bir arkadaş, bir gün kırsalda bulunan kolektif bir çiftlik evine gideceğini, katılmayı isteyip istemediğimi sordu. Hemen kabul ettim tabi. Yola çıktıktan sonra laf lafı açarken İmece Evi’nin Menemen’e taşındığını ve ona doğru yolda olduğumuzu öğrendim. Hayatın büyüleyici süprizlerinden biri işte…

 

Röportaj: Özlem G.
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Kentler insanların bir arada, güven içinde yaşadıkları yerler olmaktan çıkıp hızlı hızlı yemek yedikleri, koştura koştura alışveriş yaptıkları, itiş kakış vapura, metroya, minibüse binmek zorunda kaldıkları, gaspa-tacize uğradıkları, egzoz kokusuna, korna sesine katlandıkları ve koca binalar arasından zar zor denizi, güneşi, göğü gördükleri yerlere dönüştü. Bunca karmaşaya bir de bombalı saldırılar eklenince “gitmek” en popüler hayaller sıralamasında tahta oturdu. Sadece emekliler, emekliliği bekleyenler değil 20’li yaşları bir tık geçenler bile başka coğrafyalara gitmenin, bir balıkçı kasabasına yerleşmenin, müstakil bir ev almanın, bahçesinde domates-biber yetiştirmenin, Ege’nin bakir bir köyünde ucuz bir arsa bulmanın, karavanla, bisikletle yollara koyulmanın hayalini kurar oldular. Ancak “Gitmek lazım buralardan” cümlesi ağızlarımıza pelesenk olsa da, pek çoğumuz “kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.”

Kariyer, çoluk çocuk, aile, eğitim gibi bahanelerle gitme arzusunu bastırmayanlardan birisi Oğuz Tan. İstanbul’da sistem mühendisi olarak çalışırken hayatını değiştirmeye karar verip dünyayı keşfe çıkan fotoğrafçı ve bisiklet gezgini Tan, iki yılda 16.000 km yol kat etti; İran, Dubai, Pakistan, Hindistan, Nepal, Myanmar ve Tayland’ı kapsayan koca bir coğrafyayı gezdi. Yüksek rakımlı gölleri, çölleri, vadileri aştı. Bisikletiyle 4.000-5.000 metrelik dağ geçişleri yaptı. Üstelik de kısıtlı bir bütçeyle… Gezisini birbirinden renkli fotoğraflarla ölümsüzleştiren ve bu serüvenden arda kalan fotoğraflarını “Oğuz Gidiyor” adıyla Zapata Moda’da sergileyen Tan ile kalanlara umut veren macerasını konuştuk.

Röportaj: Mehtap Doğan
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Oğuz bu defa Zapata’ya gidiyor!

16 Ağustos 2016 Tarafından Kategori : Fotoğraf, Gezi, Göçmen, Sergi

Bundan üç yıl önce sistem mühendisliğini bırakıp bisikletle yola koyulan fotoğraf sanatçısı Oğuz Tan 2 yıl boyunca İran’dan Hindistan’a, Himalaya dağlarından Tayland’a 16.000 km’lik yol kat etti. Bu süreçte çadırda, yolda tanıştığı insanların evlerinde ve köylerde konaklayan Tan, izlenimlerini hem yazdı hem de görselleştirdi. Bisikletiyle 4000 ve 5000 m yükseklikteki dağ geçişleri yaparken, dünyanın en yüksek ultra maratonunu da yine bu yolculukta koştu.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

“İnsanlığa ne oluyor?”

3 Şubat 2016 Tarafından Kategori : Emek, Göçmen, Hayat, Kadın

Çanakkale’den Yunanistan’a gitmeye çalıştıkları sırada tekneleri batan mültecilerin cesetleri kıyıya vurduğunda oradaydı… 30 Ocak’ta ölen 39 kişinin arasında çocuklar da vardı. Fransız Haber Ajansı  AFP foto muhabiri Ozan Köse, facianın fotoğraflarını çekerken yaşadıklarını anlattı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Savaş nedeniyle ülkelerini terk ederek İzmir’e göç etmek zorunda kalan Suriyeli mültecilerin yaşadıkları dramı konu alan Ege’nin İki Yakasında Suriye’deki Savaşın Etkileri adlı fotoğraf sergisi İzmir Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde başladı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Resimlerinin yanı sıra çarpıcı hayat mücadelesi, inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile de tanınan Meksikalı ressam Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te akciğer embolisi nedeniyle hayatını kaybettiğinde henüz 47 yaşındaydı. “Ben hayatımda üç şeyden vazgeçemem: Birincisi aşkım Diego, ikincisi sanatım, üçüncüsü ise Komünist Parti” diyen Frida, geride 55’i otoporte olmak üzere 143 tablo bıraktı.

Meksika’nın Michalangelo’su Diego Rivera‘dan Kızıl Ordu’nun kurucusu Trotsky‘e, 21. yüzyılın önemli sanatçılarından Duchamp‘tan kübizm akımının öncüsü Picasso‘ya kadar pek çok ismin aşık olduğu Frida, sadece eserleriyle değil sıradışı güzelliğiyle, hayata karşı duruşuyla, mücadelesiyle de hayranlık yarattı.

Gelin, “Ayaklar, uçmak için kanatlarım varken sizi neden arayayım?” diyen Frida’nın hem güzelliğinden esinlenerek yapılmış bebeklere bir göz atalım hem de akıllara durgunluk veren yaşam mücadelesini hatırlayalım.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Documentarist’in düzenlediği Hangi İnsan Hakları? Film Festivali bu sene 5-9 Aralık’ta 7. yılını kutluyor. Ana temasını mülteciler olarak belirleyen festivalin ilk durağı İstanbul, ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’ye de uğrayacak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği ile EÜ İletişim Çalışmaları Topluluğu’nun işbirliğiyle düzenlenen İnsan Hakları Belgesel Film Günleri başlıyor. Bu yıl altıncısı kez düzenlenecek olan gösterimler 10 Aralık’ta başlayıp, 13 Aralık’ta son bulacak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

1983 yılından bu yana onlarca ülkeden, yüzlerce karikatür sanatçısına özgür bir platformda düşüncelerini dile getirme fırsatı sunan 32. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması‘nın sonuçları belli oldu. Bu yılın birincisi, hiperrealist (fotogerçekçi) tarzda karikatürler çizen ve yoksulluk, çevre kirliliği, göçmenlerin yaşam mücadelesi gibi 21. yüzyılın temel sorunlarına odaklanan Agim Sulaj.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

İstanbul Avcılar’da bir barda sahne alan Selim Serhed, Kürtçe şarkı söylediği için sahnede bıçaklanarak öldürüldü.  Brina Barış isimli şarkısı ve yaptığı albümlerle tanınan Serhed, üç çocuk babasıydı.

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Nereden başlamalı bilmem ki. Sevgili Şirin, isminin hakkını bu kadar veren seni ve gencecik çocukları yitirmek üzerine yazı nasıl yazılır, bilmiyorum. Ne devrik süslü cümleler, ne ajitatif sloganlar, ne de edebiyatın sunduğu diğer olanaklar! Hiçbirşeyi yakıştıramıyorum sana çocuk / size çocuklar.

Cetin Kevirvan  
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

YETER, BESE

13 Ekim 2015 Tarafından Kategori : Emek, Göçmen, Kadın

Ankara’da düzenlenen barış mitingine yapılan bombalı saldırıda ölenler arasında Cumartesi Anneleri‘nden 70 yaşındaki Meryem Bulut da vardı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Kendisini, “Kuzey Afrikalı, Arap bir Fransızca âşığı” olarak tanımlayan yazar Hawa Djabali’nin Siyah Yaseminler adlı romanı Güldünya Yayınları’ndan çıktı. Bu hafta raflarda yer alacak olan kitap, 2001 yılında, Paris’te büyük bir mağazada bir bombanın bulunmasıyla başlıyor.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Srila Roy, Hindistan kökenli bir feminist araştırmacı, Güney Asya’daki farklı ülkelerde yer alan feminist hareketlerle ilgili derlemesi Yeni Güney Asya Feminizmleri, Çelişkiler ve İhtimaller, geçtiğimiz aylarda Güldünya Yayınları’dan çıktı. Kitap, bölgeden farklı mücadele deneyimlerini aktarmanın yanı sıra, Türkiye’de süren kimi teorik tartışmalarla ilgili farklı bakış açıları da sunuyor. Roy, kitabı ve feminizm üzerine sorularımızı cevapladı.

Röportaj: Ayşe Düzkan
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

PKK kamplarındaki günlük yaşamı konu alan Bakur (Kuzey) adlı uzun metraj belgesel, uluslararası prömiyerini bugün Montreal Dünya Filmleri Festivali‘nde yaptı. Festival kapsamında iki kez seyirciyle buluşacak olan Bakur’un ikinci gösterimi ise 06 Eylül Pazar günü saat 12:00’de.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Bizi uyarmalıydınız!

13 Ağustos 2015 Tarafından Kategori : Emek, Genel, Göçmen, Kadın

Bu konuyu size nasıl açacağımı düşünmek için burada oturuyorum. Çünkü söyleyecek çok şeyim var. İlk olarak “Merhaba” diyerek söze başlayayım. İsmim Mosa, siyahi Afrikalıyım. Zaten biliyordunuz, değil mi? Bu çağda siyahilerin, diğer ırklar arasında daha da dikkat çekmeye devam ediyor olmasına inanmak zoruma gidiyor. Bakın! Aramıza ırk mevzusunu koyacak değilim, hayır! Öyle bir hayat görüşüm yok. Son zamanlarda yurtdışındaki kişisel deneyimlerimi paylaştım fakat bu defa AfroAmerikalı ya da siyahi Afrikalı fark etmeksizin Türkiye’deki tüm siyahiler adına yazıyorum. Siyahi olduğunuz sürece bu, sizin her gün yaşadığınız, hayatınızın en ilginç hikayesi olarak kalacak.

Çeviri: Gizem Aslan
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Kadınlar savaş istemiyor

30 Temmuz 2015 Tarafından Kategori : Emek, Göçmen, Kadın, Velev ki

29 Temmuz Çarşamba günü, saat 19.30’da Beşiktaş, Kartal ve Bakırköy meydanlarında toplanacak olan kadınlar tava, zil, tef, tencere, darbuka, düdük ve davullarıyla savaşa karşı ses çıkartacaklar.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Suruç’ta Amara Kültür Merkezi’nde SGDF üyesi yaklaşık 300 gencin basın açıklaması yaptığı sırada patlama meydana geldi. Çok sayıda ölü ve yaralının olduğu belirtiliyor.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

UNICEF Türkiye Milli Komitesi ile gerçekleştirdiği iş birliği çerçevesinde Unicef’in Türkiye’de yürüttüğü projeleri destekleyen Palmarina Bodrum Hotel, bünyesinde bulunan Çocuk Cenneti’nden elde edeceği gelirin bir kısmını ‘Tarımda Çocuk İşçiliğinin Önlenmesi Projesi’ne aktaracak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Bize bir yasa lazım!

12 Haziran 2015 Tarafından Kategori : Göçmen, Kadın, Velev ki

İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği’nin trans hakları mücadelesini görünür kılmak amacıyla bu yıl 6.sını düzenlediği Trans Onur Haftası’nın programı açıklandı. LGBTİ Onur Haftası’ndan bir hafta önce, 15-21 Haziran tarihleri arasında yapılacak hafta boyunca İç Güvenlik Paketi’nin LGBTİ’lere etkisinden, trans mültecilerin barınma sorunlarına kadar birçok konu tartışılacak. Hafta kapsamında LGBTİ Onur Haftası ekibiyle Trans Onur Haftası ekibinin oynayacağı “İbneler Dönmelere Karşı” futbol maçı 15 Haziran Pazartesi saat 19.00’da Taksim Spor Kulübü’nde yapılacak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Miting için gittiği Iğdır’da kendisini sırtlarını dönerek protesto eden kadınlar için “Çok enteresan, şurada bir grup, affedersiniz edebim müsaade etmiyor tabi de, sırtlarını dönerek işaret yapıyorlar. Şimdi ne anlama geldiği belli de, tabi edebimiz müsaade etmez” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve broşüründe Onur Yürüyüşü fotoğraflarına yer vererek “13 Yıllık süreçte sadece mağdur kesimlerin eşitliği için mücadele edildi” yazan AKP dün sosyal medyada kadınlar ve LGBTİ‘ler tarafından eleştirildi.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

“Beraber çalışmak, beraber yaşamak istediğim insanların konuştuğu dil Kürtçe. Bu dili öğrenmek çok basit bir saygı meselesi benim için. Bir kültürü, bir kenti, bir toplumu dilini bilmeden anlamak neredeyse imkansız.”

Almanya’da tarih ve siyaset bilimi okudu. Erasmus öğrencisi olarak geldiği Türkiye’de Osmanlı Tarihi üzerine master yaptı. Kentsel mekanın ideolojik boyutları konusunda saha araştırması için gittiği Van’da kadın dengbêjlerle tanıştı. Geleneksel sözlü Kürt edebiyatının bir parçası olan kadın dengbêjlerle, Vanlı kadınlarla ve depremzedelerle dayanışmak için bir yılı aşkın süre Van’da yaşadı. 2010 yılından bu yana Kadın sanatçıları güçlendirmek, karşılaştıkları sosyal, kültürel ve ekonomik zorlukları aşmalarına yardımcı olmak, dengbêj geleneğini sürdürmek üzerine çalışan Van Kadın Sanatçılar Derneği (Komela Jinên Dengbêj) ve Van Kadın Derneği‘nde gönüllü olarak çalıştı. Depremin ardından bölgeye gelen yardım örgütlerine tercümanlık yaptı, erzakların hazırlanmasından bulaşıkların yıkanmasına, dava takiplerinden konser organizasyonlarına kadar bir dolu işin ucundan tuttu. “Bir kültürü, bir toplumu dilini bilmeden anlamak neredeyse imkânsız” diyen Marlene Schäfers beraber yaşamak istediği Kürtlerle Türkleri daha iyi anlayabilmek için dillerini öğrendi. Şu sıralar Cambridge Üniversitesi’nde sosyal antropoloji üzerine doktora yapan Alman Araştırmacı Marlene’le Türkiye ile ilgili izlenimlerini ve deneyimlerini konuştuk.

 

Röportaj: Mehtap Doğan
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

 

Eşcinselliğin “hastalık” sınıflandırmasından çıkarıldığı 17 Mayıs, Uluslararası Homofobi ve Transfobi Karşıtlığı Günü olarak 11 yıldır kutlanıyor. BM tarafından düzenlenen LGBT İnsan Hakları Uluslararası Konferansı‘nın ardından yayınlanan ve bütün ülkelerin bu günü tanımalarını talep eden LGBT Hakları Montreal Bildirgesi‘nin üzerinden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen eşcinsellere yönelik damgalama ve ayrımcılık hâlâ devam ediyor.

LGBTİ’lere yönelik ayrımcılığa dikkat çekmek, eşcinsel, biseksüel, trans ve intersekslerin ne yanlış ne de yalnız olmadıklarını göstermek ve sorunlarına daha güçlü çözümler üretmek amacıyla yola çıkan Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği SPoD LGBTİ, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimlerle ilgili tüm fiziksel, ahlaki veya sembolik şiddetlere karşı eylem ve karşı durma günü olan 17 Mayıs öncesinde LGBTİ’lerin sıklıkla yaşadıkları 24 sorunu derledi.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Türkiye’nin ilk kadın filmleri festivali olan 18. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali 8 Mayıs Cuma günü başlıyor. Sinema emekçisi kadınların üretimlerini görünür kılmak amacıyla düzenlenen festival kapsamında Tanzanya’dan Etiyopya’ya, Gürcistan’dan Kanada’ya, Mozambik’ten Yeni Zelanda’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki 38 ülkeden 133 film izleyiciyle buluşacak. Filmler 17 farklı bölüm altında gösterime girecek. Festivalin bu yılki teması ise “18’in Halleri”.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Bakur nihayet seyirciye ulaştı

4 Mayıs 2015 Tarafından Kategori : Emek, Göçmen, Kadın, Sinema

İlk kez 34.İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilmesi planlanan ve syirci ile buluşmasına saatler kala Kültür Bakanlığı’nın engeli nedeniyle programdan çıkartılan Bakur (Kuzey), 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü’nde İstanbul ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak gösterildi. Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu’nun yönetmenliğini yaptığı uzun metraj belgeselin İstanbul’daki gösterimi Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

İstanbul Bilgi Üniversitesi‘nden 100 akademisyen 24 Nisan’da bir basın açıklaması yayınlayarak, Ermeni Soykırımı: Kavramlar ve Karşılaştırmalı Perspektifler adlı konferansın, bütün hazırlıkları tamamlanmış olmasına rağmen, engellenmesini kınadılar.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Kurulduğundan bu yana, yani 13 yıllık süreçte Kürt kültürünü, sanatını ve tiyatrosunu görünür kılan Seyr-î Mesel Sanat Atölyesi, 23 Nisan’da, İspanya İç Savaşı’nda birlikte tiyatro yapan üç arkadaşın öyküsünü konu alan “Ay Carmela” ile sahnede olacak. Kürtçe, Türkçe, Farsça ve Arapça’da bir öykünün seyri anlamını taşıyan Seyr-i Mesel’i diğer tiyatro gruplarından ayıran en önemli özelliği oyunlarını Kürtçe sahneliyor olmaları. Savaşın yakıcılığını, yok edici yanını, hem güldürüp hem de bir burukluk bırakarak hissettiren Carmela ile 1936 İspanya’sında yaşananları anlatan Seyri Mesel Tiyatrosu’nun oyuncularından Güler İnce ile Seyr-i Mesel’in dününü ve bugününü konuştuk.

Röportaj: Mehtap Doğan
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

İstanbul Kongre Merkezi, 22 Nisan Çarşamba günü önemli bir konsere ev sahipliği yapacak. Anadolu Kültür ve Kalan Müzik işbirliğiyle, 1915 yılında ölüme gönderilen Ermeni aydınların anısına düzenlenen “In Memoriam | 24 Nisan” konseri saat 20.30’da başlayacak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Duvarların dili olsa…

7 Nisan 2015 Tarafından Kategori : Edebiyat, Emek, Genel, Göçmen, Hayvan, Kadın, Resim

Kimine göre sanat dalı, kimine göre vandalizm sayılan duvar yazılarının geçmişi mağara duvarlarına çizilen şekiller nedeniyle ilkçağlara kadar dayanıyor. Hatta Napoli yakınlarındaki antik kent Pompei’deki duvar yazılarının graffiti olarak kabul edildiği bilgisi çeşitli kaynaklarda yer alıyor. Eski Mısır döneminde insanların geçtikleri yerlerdeki kayalara bıraktıkları çeşitli şekillerden ve yazılardan oluşan mesajlar graffitinin ilk adımları sayılsa da, günümüzdeki anlamına 1940’lı yıllarda, yani 2. Dünya Savaşı günlerinde ulaştığı düşünülüyor.

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

7 Haziran Genel Seçimleri’nde kadın milletvekili sayısının artması için “Biz Ne Diyoruz Siz Ne Anlıyorsunuz!” kampanyasını başlatan Kadın Adayları Destekleme Derneği KA.DER sordu: “Kadınlar bu ülkenin yüzde 50’sini oluşturuyor. Peki meclisteki oranları neden yüzde 14?”

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Geçen yıl eylül ayında, Atatürk Havaalanı Dış Hatlar Terminali’nde Kobanê’deki savaşa dikkat çekmek amacıyla eylem yapan Savaşa Karşı Kadın İnisiyatifi üyesi 47 kadın yaklaşık 200 polisin ve özel güvenlik görevlisinin saldırısına maruz kalarak gözaltına alınmıştı. Eylem başlar başlamaz göz altına alınan ve darp edilen kadınlar, kendilerine şiddet uygulayan polisin ve özel güvenlik görevlilerinin cezalandırılması için suç duyurusunda bulunacaklar.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

“Siz de bilin istedim”

16 Mart 2015 Tarafından Kategori : Emek, Göçmen, Kadın, Velev ki

Sinemayla haşır neşir olanlar Necati Sönmez‘i iyi bilirler. Sinemacı, festivalci, köşe yazarı Necati Sönmez, bugün sosyal medya hesabından adını ve hikâyesini, ölüm haberiyle birlikte öğrendiği Suzette Jordan‘ı anlattı: “Suzette Jordan, hayatta ve ayakta kalmayı başarmış bir tecavüz kurbanı. Kalküta’da yaşayan bir Anglo-Hint. Aile içi şiddet sonucu kocasından boşanmış, iki kızını tek başına büyütmüş bir anne…”

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Dördüncü kez yapılan Dünya Kadın Yürüyüşü‘nün bu yılki başlangıç noktası Mardin‘in Nusaybin ilçesi olacak. Dünya kadınlarının bir ülkeyi hareket noktası olarak belirleyip yaklaşık 8 ay boyunca birçok farklı ülkeye gittiği yürüyüşte Kobanê‘de IŞİD’e karşı tarihi bir direniş gösteren kadınlar selamlanacak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Andrew Niccol tarafından yazılan ve Peter Weir‘ın yönettiği 1998 yapımı The Truman Show‘u bilmeyen yoktur. Kartpostallardakini aratmayacak türden bir adada yaşayan Truman Burbank‘ın bir işi, evi ve çok sevdiği karısı vardır. Ancak Truman dışındaki herkes bunun bir oyun olduğunu bilir. Gerçek sandığı bu stüdyolarda tam otuz yıl geçirir ve yaşamı 24 saat boyunca bir televizyon kanalında canlı olarak yayınlanır. Vizyona girdiğinde 138 milyon doların üzerinde hasılat kıran filmi izleyip de kahramanıyla empati kurmayan neredeyse yoktur. Şimdi siz de böyle bir filmin karakteri olduğunuzu hayal edin. Ancak senaryoyu çağımıza uyarlayalım ve tüm hareketleriniz, hayatınızı kaydeden kameralar yerine çipli nüfus kimlikleriyle izlensin. Ne hissedersiniz? Hatta parmak izi, damar izi, avuç alası gibi kişisel verileriniz zorunlu olarak alınsa, telefonlarınız 48 saat boyunca adli denetim olmadan dinlense, üstünüz, aracınız hakim kararı olmaksızın aransa…

Röportaj: Mehtap Doğan
Fotoğraf: Hamza Aktay
Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Tüm Kafkas halklarının genel adı olarak kullanılan Çerkes, Avrupa dillerinde Circassian, Tscherkess; Rusça’da Cherkess; Arapça’da Şerakes ve Türkçe’de Çerkes veya Çerkez olarak yazılıp söyleniyor. Çerkesler müziklerine geleneksel enstrümanları olan phaçıç, pşine ve şiçepşin ile tat katıyor. Akordiyonun yanı sıra Çerkeslerin pşıne dedikleri diatonik akordiyon ve Çerkes otantik çalgısı olan şıçepşıne de çalabilen Dijan Özkurt, kendi deyimiyle “Ötekilerin sesini duyurmak için yola çıkan” sanatFilan için iki güzel video hazırlamış. Hadi gelin ona birlikte kulak verelim ve Çerkesleri ondan dinleyelim.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Bu adamlardan korkulur!

10 Şubat 2015 Tarafından Kategori : Emek, Göçmen, Hayat, Hayvan, Kadın, Velev ki

Jacques Servin ve Igor Vamos veya projelerinde kullandıkları Andy Bichlbaum ve Mike Bonanno isimli ikilinin marifetleri saymakla bitecek gibi değil. Ya sahte web siteleri hazırlıyorlar ya politikacıların veya büyük şirket temsilcilerinin kılığına girip toplantılara katılıyorlar. Hatta kendilerini şirketlerin veya kurumların temsilcileri olarak tanıtıp, ‘kurbanlarının’ tutumlarının ya da politikalarının tam tersi olacak şekilde, absürd açıklamalar yapıp ses getiren eylemlere imza atıyorlar. Yaratıcı eylemleriyle kamuoyunu şaşırtmayı başaran The Yes Men, 16-28 Şubat tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde olacak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Hala almayanlarınız var, biliyoruz!

5 Şubat 2015 Tarafından Kategori : Göçmen, Kadın

‪Savaşın kadınları ve çocukları iki kez vurduğunu bilen farklı çevrelerden, kimliklerden, inançlardan, cinsel yönelimlerden kadınların, çadır kentlerde yaşayan yaklaşık 6 bin kadınla dayanışmak için başlattığı “Paylaşmaya Ben De Varım” kampanyası devam ediyor.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

İyi ki doğdun Zabel Yesayan!

5 Şubat 2015 Tarafından Kategori : Edebiyat, Göçmen, Kadın, Kitap

Makalelerinde, romanlarında ve hikayelerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kişisel özgürlükle toplumun geleneksel beklentileri arasındaki ikileme işaret eden Zabel Yesayan, 93 Harbi’nin devam ettiği 4 Şubat 1878 gecesi, Üsküdar’da bulunan iki katlı ahşap bir evde doğdu. Osmanlı toplumunda antimilitarist hareketin öncüsü olan, ilk Ermeni sosyalist feminist yazar, eserlerinde toplumsal sınıflar arasındaki ekonomik, politik ve ideolojik mücadeleye de dikkat çekti.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Diren özgürlük!

30 Ocak 2015 Tarafından Kategori : Emek, Göçmen, Kadın, Resim, Velev ki

“Bu tasarı polis devletine giden yolun son adımıdır. Özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki özgürlük olmadan güvenlik olmaz. Bu yasa tasarısına herkesi dur demeye çağırıyoruz” diyen Özgürlükçü Demokrat Avukatlar, Güvenlik Tasarısı‘na dikkat çekmek amacıyla bir kampanya başlattı. Güvenlik Tasarısı yasalaştığında başımıza gelecekleri Semih Poroy çizdi, Şendoğan Yazıcı tasarladı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Hepimizin bildiği gibi, İslam Devleti IŞİD‘in saldırıları sonucu, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan binlerce Ezidi zorunlu göçe maruz kaldı. Şu anda sadece Şanlıurfa‘nın Suruç ilçesinde 20 bini çocuk, 6 bini bebek olmak üzere, 60 bin göçmen yaşam mücadelesi veriyor. İşte bu çocukların yüzüne ufak da olsa bir gülücük kondurmak isteyen dört jonglör, iki müzisyen ve iki gönüllüden oluşan sekiz kişilik bir grup savaş mağduru çocuklara çocuk olduklarını hatırlattı!

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Savaştan dolayı göç etmek zorunda kalan kadınlar ve çocuklar için organize edilen “Paylaşmaya Ben De Varım” kampanyası kapsamında bir araya gelen Ece Temelkuran, Seray Şahiner, Şebnem İşigüzel ve Vivet Kanetti 24 Ocak Cumartesi günü, Mefisto Kitabevi’nde buluşacak. Kadın yazarlar bu defa kitap değil tişört imzalayacak.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Ece Temelkuran, Seray Şahiner, Şebnem İşigüzel ve Vivet Kanetti’nin destek verdiği “Paylaşmaya Ben De Varım” kampanyası için yazarlar bir araya geliyor. 24 Ocak Cumartesi günü Beyoğlu Mefisto’da bu defa kitaplarını değil, savaştan dolayı göç etmek zorunda kalan kadınlar ve çocuklar için hazırlanan tişörtleri imzalayacaklar.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Buradayız ahparig!

19 Ocak 2015 Tarafından Kategori : Göçmen

Hrant Dink cinayetinin örtülmesinin, delillerin karartılmasının, katillerin korunup kollanmasının, devlet içindeki cinayet sorumlularının gizlenmesinin, mahkeme adına müsamere yapılmasının sekizinci yılı. Bugün (19 Ocak), saat 13:30’da Taksim’de, saat 15:00’te Agos Gazetesi’nin önünde, onu vurdukları yerde olacağız.

Faşizme inat kardeşimsin Hrant.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone
Barış İçin Kadın Girişimi

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’nin Irak’ta başlayan saldırıları sonucu, çoğunluğu kadın ve çocuk olan binlerce Ezidi sorunlu göçe maruz kaldı. Hepimizin bildiği gibi çocuklar yollarda öldü, kadınlarsa tecavüze uğradılar, esir pazarlarında satıldılar. Daha sonra İslam Devleti (İD) adi altında yapılan saldırılar yönünü Suriye, Kobanê’ye çevirdi ve 15 Eylül 2014 tarihinden beri daha şiddetli bir biçimde devam ediyor. Bu yoğun saldırı sonucunda yine çoğunluğu kadınlar ve çocuklar olan yüz binlerce insan, sınırın kuzeyine geçmek durumunda kaldı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

1915’in yüzüncü yılı, Hrant Dink cinayetinin örtülmesinin, delillerin karartılmasının, katillerin korunup kollanmasının, devlet içindeki cinayet sorumlularının gizlenmesinin, mahkeme adına müsamere yapılmasının sekizinci yılı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Rusya merkezli teknoloji devi Yandex Mavi Gözlü Devi ana sayfasına taşıdı.  En büyük arama motorlarından biri olan Yandex, bugün doğum günü olan şair Nazım Hikmet Ran’ın fotoğrafını sayfasında yayınladı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Savaşın kadınlar için ne anlama geldiğini bilen farklı çevrelerden, kimliklerden, inançlardan kadınlar, “Paylaşmaya Ben De Varım” kampanyası başlattı. Kadın sanatçıların, gazetecilerin, edebiyatçıların, aydınların, sivil toplum kuruluşu yöneticilerinin destek verdiği kampanya kapsamında 6 kadın sanatçının tasarladığı tişörtler satışa sunuldu. Kampanya kapsamında ünlülerin katıldığı imza günleri de düzenlenecek.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Kamerunlu Amina Tau Cady’nin İzmir Geri Gönderme Merkezi’nde öldürülmesi üzerine 32 kadın ve LGBTİ örgütü Geri Gönderme Merkezi önünde basın açıklaması yaptı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, Sosyoloji Bölümü ve Tarih Bölümü ev sahipliğinde her yıl düzenlenen Hrant Dink İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü Konferansı 9 Ocak 2015 tarihinde insan hakları savunucusu Angela Davis’i ağırladı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone

Yedi kişiden biri göçmen

7 Ocak 2015 Tarafından Kategori : Göçmen

Dünyada 230 milyondan fazla insan, doğduğu ülke dışında yaşıyor ve 2. Dünya Savaşı’ndan beri en geniş çaplı insan hareketi yaşanıyor. 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü’nde, Mültecilerle Dayanışma Derneği tarafından yapılan açıklamaya göre 2014 başından beri savaş, zulüm ve yoksulluktan kaçarken sınırlarda hayatını kaybedenlerin sayısı 5.000’e ulaştı.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Share on LinkedInShare on RedditShare on TumblrPin on PinterestPrint this pageEmail this to someone