Bu oğlan süslenmeyi seviyor!

Stonewall Çocuk ve Genç Yetişkin Edebiyatı Onur Ödülü alan ve Isabelle Malenfant’ın sıcak çizimlerinin eşlik ettiği Morris Micklewhite ve Turuncu Elbise isimli çocuk kitabı Güldünya Yayınları’ndan çıktı. Christine Baldacchino’nun, farklı olanın cesaretini ve yaratıcılığını anlattığı öykü, sınıf arkadaşlarının, onlardan farklı olduğu için, alay ettikleri Morris’i konu alıyor. Moria adında bir annesi ve Moo adında bir kedisi olan Morris çocuklar kadar yetişkinlerin de ilgisini çekeceğe benziyor.

Okumaya devam et Bu oğlan süslenmeyi seviyor!

GELENEKSEL KÜRT SÖZLÜ EDEBİYATININ BİR PARÇASI DAHA KOPTU

 

Dengbêj Gazin olarak tanınan Rukiye Kızıl, geçirdiği beyin kanaması sonucu, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Okumaya devam et GELENEKSEL KÜRT SÖZLÜ EDEBİYATININ BİR PARÇASI DAHA KOPTU

MUNZUR DAĞLARINDA YÜREĞİM ASILDI

Bizim doğduğumuz topraklarda ateşe su dökülmez! Günahtır: Suyun canı acır bu yüzden ateş toprağa gömülür. Biz ağaçları da kutsal biliriz, taşı toprağı da.

Ağaçlarımızı yakıyorsunuz ya… Hani meşelerimizi sadece onları yakmıyorsunuz, umutlarımızı yakıyorsunuz mu, diyeceğimi sandınız? Asla! Umutlarımız hiç yok olmadı!.. Ağaçlarımızı yakarken, onların üzerinde yaşayan börtü böceği, gölgesinde boy veren çiçeği, mantarı, sincapları, tavşanları, tilkileri, kelebekleri, sakız yaptığımız kengerleri, kuşları ve de sayısız mikro organizmayı da yakıyorsunuz.

 

Aysel Kılıç

Okumaya devam et MUNZUR DAĞLARINDA YÜREĞİM ASILDI

NOVAMED’Lİ KADINLARIN DİRENİŞİ KİTAP OLDU


Novamed’li kadınların bir yılı aşkın süren hak arama mücadelesi kitap oldu. Düşük ücret verilmesi, hamileliğin takvime bağlanarak sıraya konulması, tuvalete gitmenin önce yasaklanması, sonra dakikalara bağlanması, kadınların aybaşı dönemlerinin sorun olması gibi nedenlerle 83 kadının başlattığı direniş, 448 gün sürmüş ve üç yıllık toplu iş sözleşmesi imzalanarak sonlanmıştı.

Okumaya devam et NOVAMED’Lİ KADINLARIN DİRENİŞİ KİTAP OLDU


CİNSİYETÇİ BİR HABERİN ANATOMİSİ

Lisede okuduğum yıllarda, ‘Köşe yazarları bunca konuyu nasıl buluyorlar acaba?’ diye şaşardım. Şimdi anlıyorum Türkiye gibi bir ülkede, yazmak istedikten sonra, ne bol konu olduğunu…

Saatler 01:30’u gösteriyor.

Yatağıma uzanmış, günün yorgunluğunu atmaya çabalarken sosyal medyada okuduğun bir haber yumuşacık yastığıma sarılıp uyumak yerine, bilgisayarımın kapağını açıp yazmaya yönlendirdi beni.

Konudan, ilk olarak çeşitli televizyon kanallarında yapımcılık ve Hürriyet Gazetesi’nin Kelebek ekinde yazarlık yapan Cengiz Semercioğlu‘nun kaleme aldığı yazı sayesinde haberdar oldum. Sonrası çorap söküğü zaten…

 

Mehtap Doğan

Okumaya devam et CİNSİYETÇİ BİR HABERİN ANATOMİSİ

JESSİCA SCHİEFAUER’IN OĞLANLAR’I TÜRKİYE’DE

Yönetmen Alexandra-Therese Keining tarafından, 2005 yılında sinemaya uyarlanan, 2011 yılında August Ödülü’nü alan Oğlanlar kitabı artık Türkiye’de. Fransa’dan Finlandiya’ya, Danimarka’dan Suriye’ye kadar birçok ülkede yayınlanan kitap Güldünya Yayınları tarafından Türkçeye kazandırıldı.

Okumaya devam et JESSİCA SCHİEFAUER’IN OĞLANLAR’I TÜRKİYE’DE

BİR MUHAREBE ALANI OLARAK BEDEN, BİR UYUŞTURUCU OLARAK ERKEKLİK

“Bir öykü anlatacağım. Ama bu öykü herkese göre değil. Görmek isteyenlere, büyüteci gözüne dayayıp sıra dışı olanı izlemeye cesaret edebilenlere göre bir öykü. Bu tür şeylere karşı körsen, sana göre bir öykü değil. Ama gözlerin açıksa dikkatle dinle! Öykü, köknar gövdelerinin kızıl bir kor gibi ışıdığı ormanda, küçük bir açıklıkta başlıyor. Gökyüzü alacakaranlık mavisi, orman sessiz, sakin. Eski evin ince pencerelerinden tiz, ısrarcı bir telefon sesi geliyor.“

Okumaya devam et BİR MUHAREBE ALANI OLARAK BEDEN, BİR UYUŞTURUCU OLARAK ERKEKLİK

BÜYÜMEK, HİÇ BU KADAR KORKUTUCU OLMAMIŞTI!

Yazar Kathryn Evans’ın imzasını taşıyan ve Edinburgh Uluslararası Kitap Festivali’nde “İlk Roman Ödülü”ne layık görülen İçimdeki Diğerleri, Güldünya Yayınları’nın genç yetişkinlere yönelik ilk kitabı. Arka planında İngiltere’de ırkçılığın, cinsiyetçiliğin ve akran şiddetinin günlük yaşamın bir parçası olduğu çok kültürlü bir okul olan hikâye, bilimkurgu ve fantastik edebiyatın sınırında geziyor.

Okumaya devam et BÜYÜMEK, HİÇ BU KADAR KORKUTUCU OLMAMIŞTI!

Özel Röportaj: Dayanışmanın Büyüsü

İstanbul’da ikâmet ederken, kolektif hayatı araştırmaya başladığım bir süreçte İmece Evi’ne rastladım. Acemi ama içeriği güçlü web sitesi, İmece’nin samimiyetini yansıtıyordu. Kaz Dağları’nda kurdukları kolektif evin derma çatmalığı, tulumlarda dip dibe uyuyanlar ve etraftaki el değmemiş doğa, dayanışmacı bir amaç ile yola çıkan bu insanların yalın bir tanımıydı adeta ya da ben fotoğraflardan bunu okumuştum. Nasıl bir parçası olabileceğimize dair detaylı açıklamanın bulunduğu sekmeden iletişim adreslerine ulaşıp hemen mail attım. Yanlış hatırlamıyorsam aynı gün içinde dönmüşlerdi. O tarihte aralarına katılma şansım olmamıştı.

Aradan bir kaç yıl geçti ve İzmir’e taşındım. Burada edindiğim dayanışmacı çevreden bir arkadaş, bir gün kırsalda bulunan kolektif bir çiftlik evine gideceğini, katılmayı isteyip istemediğimi sordu. Hemen kabul ettim tabi. Yola çıktıktan sonra laf lafı açarken İmece Evi’nin Menemen’e taşındığını ve ona doğru yolda olduğumuzu öğrendim. Hayatın büyüleyici süprizlerinden biri işte…

 

Röportaj: Özlem G.

Okumaya devam et Özel Röportaj: Dayanışmanın Büyüsü

Yönetmen Çayan Demirel için dayanışma gecesi düzenlenecek

Geçen yıl geçirdiği kalp krizi nedeniyle hala tedavi gören belgesel sinema yönetmeni Çayan Demirel için 6 Kasım Pazar günü, Şişli Kent Kültür Merkezi‘nde dayanışma gecesi gerçekleştirilecek.

Okumaya devam et Yönetmen Çayan Demirel için dayanışma gecesi düzenlenecek

Günde 6 Dolar Harcayarak Dünyayı Turladı

Kentler insanların bir arada, güven içinde yaşadıkları yerler olmaktan çıkıp hızlı hızlı yemek yedikleri, koştura koştura alışveriş yaptıkları, itiş kakış vapura, metroya, minibüse binmek zorunda kaldıkları, gaspa-tacize uğradıkları, egzoz kokusuna, korna sesine katlandıkları ve koca binalar arasından zar zor denizi, güneşi, göğü gördükleri yerlere dönüştü. Bunca karmaşaya bir de bombalı saldırılar eklenince “gitmek” en popüler hayaller sıralamasında tahta oturdu. Sadece emekliler, emekliliği bekleyenler değil 20’li yaşları bir tık geçenler bile başka coğrafyalara gitmenin, bir balıkçı kasabasına yerleşmenin, müstakil bir ev almanın, bahçesinde domates-biber yetiştirmenin, Ege’nin bakir bir köyünde ucuz bir arsa bulmanın, karavanla, bisikletle yollara koyulmanın hayalini kurar oldular. Ancak “Gitmek lazım buralardan” cümlesi ağızlarımıza pelesenk olsa da, pek çoğumuz “kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.”

Kariyer, çoluk çocuk, aile, eğitim gibi bahanelerle gitme arzusunu bastırmayanlardan birisi Oğuz Tan. İstanbul’da sistem mühendisi olarak çalışırken hayatını değiştirmeye karar verip dünyayı keşfe çıkan fotoğrafçı ve bisiklet gezgini Tan, iki yılda 16.000 km yol kat etti; İran, Dubai, Pakistan, Hindistan, Nepal, Myanmar ve Tayland’ı kapsayan koca bir coğrafyayı gezdi. Yüksek rakımlı gölleri, çölleri, vadileri aştı. Bisikletiyle 4.000-5.000 metrelik dağ geçişleri yaptı. Üstelik de kısıtlı bir bütçeyle… Gezisini birbirinden renkli fotoğraflarla ölümsüzleştiren ve bu serüvenden arda kalan fotoğraflarını “Oğuz Gidiyor” adıyla Zapata Moda’da sergileyen Tan ile kalanlara umut veren macerasını konuştuk.

Röportaj: Mehtap Doğan

Okumaya devam et Günde 6 Dolar Harcayarak Dünyayı Turladı

Yazar Aslı Erdoğan tutuklandı

Özgür Gündem Gazetesi’nin Yayın Danışma Kurulu Üyesi ve yazarı Aslı Erdoğan’ın emniyetteki ifade işlemleri bitti. “Örgüt propagandası yapmak”, “Örgüt üyesi olmak” ve “Halkı kışkırtmak” suçlamaları yöneltilen Erdoğan, tutuklandı.

Okumaya devam et Yazar Aslı Erdoğan tutuklandı

Oğuz bu defa Zapata’ya gidiyor!

Bundan üç yıl önce sistem mühendisliğini bırakıp bisikletle yola koyulan fotoğraf sanatçısı Oğuz Tan 2 yıl boyunca İran’dan Hindistan’a, Himalaya dağlarından Tayland’a 16.000 km’lik yol kat etti. Bu süreçte çadırda, yolda tanıştığı insanların evlerinde ve köylerde konaklayan Tan, izlenimlerini hem yazdı hem de görselleştirdi. Bisikletiyle 4000 ve 5000 m yükseklikteki dağ geçişleri yaparken, dünyanın en yüksek ultra maratonunu da yine bu yolculukta koştu.

Okumaya devam et Oğuz bu defa Zapata’ya gidiyor!

Şimdilik hayatta olan bütün fillerin Dünya Fil Günü kutlu olsun

Bugün hem Batı hem de Doğu kültürlerinde hafızayı, bilgeliği, uzun yaşamı simgeleyen, dokunarak, görerek, duyarak iletişim kuran, insanlara başarı getirdiğine inanılan, sosyal yapıları güçlü, anaerkil, zor durumda olan bütün türlere yardım edebilecek kadar dayanışmacı, ölenlerin kemiklerine bile saygı gösterecek kadar vefalı olan fillerin günü.

Okumaya devam et Şimdilik hayatta olan bütün fillerin Dünya Fil Günü kutlu olsun

Sevinç Erbulak: “Sanat korkakların işi değildir”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), hükümetin olağanüstü hal (OHAL) ilanının ardından yayınladığı 667 No’lu Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) dayanarak İBB Şehir Tiyatroları’nda görev yapan oyuncu ve yönetmenleri görevden uzaklaştırdı. Görevinden uzaklaştırılanlar arasında bulunan oyuncu Sevinç Erbulak sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, gerçeklerin en sonunda ortaya çıkacağını söyledi. Erbulak ve diğer sanatçılar hakkında iktidara yakın medyada ‘FETÖCÜ sanatçılar’ tanımlaması yapılmıştı.

Okumaya devam et Sevinç Erbulak: “Sanat korkakların işi değildir”

Sanatın suyla buluşması

30 yılı aşkın bir tecrübeye sahip olan ve yarattığı heykellere bir parça hayat katmak isteyen Polonyalı heykeltıraş Malgorzata Chodakowska, kimi zaman bir meleğin kanatları, kimi zamansa bir balerinin eteği yerine su kullanıyor.

Okumaya devam et Sanatın suyla buluşması

Yeryüzünü tuval, bitkileri boya yaptı

Sanatçı Stan Herd, yeryüzünü tuval, bitkileri ise boya yaptı ve muhteşem bir esere imza attı. Sanatçı Minneapolis Sanat Enstitüsü için 6 ay çalışarak, Van Gogh’un “Zeytin Ağaçları” isimli eserini baştan yarattı.

Okumaya devam et Yeryüzünü tuval, bitkileri boya yaptı

Heykelini kalabalık meydanlara değil bir ormana diktiler

Medyada yer almaktan hoşlanmayan, ünlü olduktan sonra gazetecilerin söyleşi, hayranlarının imzalı fotoğraf taleplerini reddeden ve hiç bir filminin galasında bulunmayan Greta Garbo’nun heykeli kalabalık meydanlara değil bir ormana dikildi.

Okumaya devam et Heykelini kalabalık meydanlara değil bir ormana diktiler

“Atmeydanı’nda Ölüm” kitabı çıktı

Koç Üniversitesi Yayınları (KÜY), Tarih kategorisinde yer alan Atmeydanı’nda Ölüm: 17. Yüzyıl İstanbul’unda Toplumsal Cinsiyet, Hoşgörü ve İhtida adlı kitabı yayımladı. London School of Economics and Political Science Uluslararası Tarih Bölümü’nde profesör olan Marc David Baer tarafından kaleme alınan kitabı Pınar Yanardağ Türkçeye çevirdi.

Okumaya devam et “Atmeydanı’nda Ölüm” kitabı çıktı

Behçet Necatigil Kadıköy’de anılacak

“Hulyalariyle yaşardı,
Bir Behçet Necati vardı.
Gece yarılarında, sokakta
Kâğıda bir şeyler yazardı.
Şairliğinden yadigâr
Bu yeldeğirmenleri kaldı.”

İnsanların gündelik hayatını, acısını, yokluğunu, yoksulluğunu kendine has bir incelik ve aynı zamanda kırılganlıkla anlatan Cumhuriyet döneminin en önemli şairlerinden Behçet Necatigil doğumunun 100’üncü yılında, Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen bir etkinlikle anılacak.

Okumaya devam et Behçet Necatigil Kadıköy’de anılacak

Yorgan Altında Kimse Kalmasın Hareketi Ankara ve İstanbul’da

“Engel bir gözün görmemesi  veya bir elin tutmaması demek değildir,
Engel bireyleri yorgan altında  saklayıp onların hiçbir şey ya da  hiç kimse olmalarına sebep olmaktır.”

Engelsiz Sanat Derneği’nin “Yorgan Altında Kimse Kalmasın” sloganıyla başlattığı kampanya kapsamında hazırlanan Yorgan isimli fotoğraf sergisi 13 Mayıs’ta Ankara’da, 16 Mayıs’ta İstanbul’da olacak. Sergi Ankara’da Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü Sanat Galerisi’nde, İstanbul’da ise ERA Kolejleri Çamlıca Kampüsü’nde ziyaret edilebilecek.

Okumaya devam et Yorgan Altında Kimse Kalmasın Hareketi Ankara ve İstanbul’da

Erkan Oğur ve İsmail H. Demircioğlu’ndan unutulmaz Anadolu türküleri

Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu, 17 Mayıs Salı akşamı, ‘Vestel Gururla Yerli Konserleri’ kapsamında Zorlu PSM, Ana Tiyatro’da müzikseverlerle buluşacak. İkili bu defa çoğu eski Anadolu türkülerinden oluşan bir repertuvar ile seyirci karşısına çıkacak.

Okumaya devam et Erkan Oğur ve İsmail H. Demircioğlu’ndan unutulmaz Anadolu türküleri

İyi ki doğdun Duygu Asena

Türkiye’de feminist düşüncenin öncülerinden biri olarak bilinen ve 60 yıllık ömrü boyunca kadın hareketine ciddi kazanımlar sağlayan gazeteci-yazar Duygu Asena’nın doğum günü, 19 Nisan’da Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Araştırmaları Merkezi ve İletişim Fakültesi işbirliği ile düzenlenecek olan bir dizi etkinlikle kutlanacak. Friedrich Ebert Stiftung Derneği ve Bianet’in destekleriyle düzenlenen “Duygu Asena ile Düşünmek” başlıklı etkinlikte, gazeteci-yazar, programcı, oyuncu ve her şeyden önce Türkiye’de 1980 sonrası kadın hakları savunuculuğunda öncü isimlerden biri olarak Asena’nın yazarlık ve gazetecilik geçmişi ile düşünce dünyası masaya yatırılacak.

Okumaya devam et İyi ki doğdun Duygu Asena

Yönetmen Ahu Öztürk: “Barışı kadınlar kuracak”

İstanbul’un farklı kutupları arasında hayatı anlamaya ve kendilerine yeni yollar çizmeye çalışan iki kadının hikayesini konu alan “Toz Bezi35. İstanbul Film Festivali‘nin Ulusal Yarışma bölümünde, En İyi Film dalında Altın Lale Ödülü‘nü aldı. Ödül gecesine, Ahu Öztürk’ün yazıp yönettiği “Toz Bezi” ile Mustafa Kara’nın yönettiği “Kalandar Soğuğu” filmleri damgasını vurdu. Ödülünü Jüri Başkanı Müjde Ar‘dan aldı. Ahu Öztürk, “Ben ödülü, Şırnak’ta çocuklarının ölüsünü buzdolabında saklayan annelerden, yurtdışında çocuğuyla vedalaşıp burada tekrar cezaevine gelen sevgili Meral Camcı’ya uzanan o yol adına alıyorum. Savaşlar kadınları ve çocukları vuracaksa, barışı da kadınlar kuracak” dedi.

Okumaya devam et Yönetmen Ahu Öztürk: “Barışı kadınlar kuracak”

“Gülmek en güzel eylem bence; ölüme, zulme, baskıya, korkuya karşı…”

Gelin sizi buz kesen hayata rağmen içimizi ısıtacak çizimler yapan, kapkaranlık günlerde bile önündeki kağıda gülümseyen bir yüz, rengarenk çiçekler, sıcacık turuncu bir güneş illa da bir kuş konduran Özlem Çelik ile tanıştıralım. Politika yaparken sadece dilini değil kalemini de kullanan feminist çizer, uzun yıllar kendisine sakladığı çizimlerini birer birer gün yüzüne çıkarmaya başladı. Yayına hazırlanmasından dağıtımına kadar bütün süreçleri kadınlar tarafından yürütülen Feminist Politika Dergisi’ne düzenli olarak çizen Çelik, pek çok feminist yapının maddi gelir sağlamak için sattığı ürünleri de umut dolu, güleç kadınlarıyla süslüyor. Çünkü, gülmenin en güzel eylem olduğunu düşünüyor; ölüme, zulme, baskıya, korkuya karşı…

ODTÜ’de sosyoloji yüksek lisansını, İngiltere’de de kentsel siyaset doktorasını tamamlayan Çelik, ilerleyen yıllarda hem yazarı, hem de çizeri olacağı iki kitap çıkarmayı planlıyor.

Röportaj: Mehtap Doğan  Okumaya devam et “Gülmek en güzel eylem bence; ölüme, zulme, baskıya, korkuya karşı…”

Özel Röportaj: Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor

“Hayatım üzerinde çok fazla denetimi vardı. Onu vurmak için birçok sebebim var. Haklıydım! Pişman olacak bir şey yapmadım…” Bu cümleler feminist hareketin önemli isimlerinden, Erkekleri Doğrama Cemiyeti’nin yazarı Valerie Solanas’e ait. Ayrılıkçı feminist düşüncelere sahip olan Solanas, 1968’de, hakkını yediğini düşündüğü ABD’li yönetmen Andy Warhol’u tabancayla vurma suçundan hakim önüne çıkartıldı. Kendinden emin bir şekilde ve büyük bir ısrarla haklı olduğunu savunan Valerie, “makbul kadın” dayatmalarına direnirken “makbul erkek” diye bir tanımlamanın neden olmadığını sorgulattı. Seneler geçtikçe erkek şiddetine direnen kadınların hikayeleri Valerie’ninkiyle ortaklaştı.

2015 Yılının ilk altı ayında erkekler tarafından öldürülen kadın sayısı 144. Kadınların büyük bir kısmı yakını bir erkek tarafından öldürülüyor. Dünyanın hemen her yerinde tacize, tecavüze, şiddete maruz kalan kadınlar ya susuyor ya da susmaya zorlanıyorlar. Ancak aralarında kendi canını korumak, hayatına sahip çıkmak için erkek şiddetine direnenler hatta öldürmek zorunda kalanlar bile oluyor. Tıpkı kendisine tecavüz eden, tehditle, silah zoruyla şiddetini sürdüren Nurettin Gider’i öldürüp, başını bir çuvala koyduktan sonra, “İşte namusuma uzananın kellesi” diyerek köy meydanına atan Nevin, ormanlık alanda, sokak ortasında, hamileyken, doğum yapmak üzereyken hatta hasta yatağında makineye bağlıyken şiddetine uğradığı kocasını öldürdükten sonra “Hep kadınlar mı ölecek, biraz da erkekler ölsün” diyen Çilem, kendisini kemerle boğmaya kalkışan kocasını hem kendi canını hem de çocuğunu korumak için öldüren Yasemin ve daha nicesi gibi…

Artık daha fazla kadın erkek şiddetine, baskıya ve toplumdaki patriyarkal denetime karşı mücadele ediyor ve erkeklerin fiziksel, ekonomik, cinsel ya da psikolojik şiddetine karşı direniyor. Geçtiğimiz yıldan bu yana maruz kaldıkları erkek şiddetinden kurtulmak için şiddetin faili erkeği yaralamak, öldürmek zorunda kalan ya da bu şiddete bir biçimde direnen kadınların basına yansıyan hikayelerini toplayan İstanbul Feminist Kolektif (İFK), aylık periyotlarda yayınladıkları raporları bir kitapta topladı. Geçtiğimiz günlerde Güldünya Yayınları etiketiyle piyasaya çıkan “Kirpiğiniz yere düşmesin” Kadınlar Hayatlarına Sahip Çıkıyor isimli kitap 10 TL’den satılmaya başlandı.

Kadına yönelik erkek şiddetini önlemek ve bu şiddeti engellemek için uzun yıllardır mücadele eden İstanbul Feminist Kolektif’den Özlem Kaya, Ayşegül Taşıtman ve Begüm Acar ile kitabı, raporları, çoğunlukla tanıdıkları erkekleri öldürmek ya da yaralamak zorunda kalan kadınları konuştuk.

Röportaj: Mehtap Doğan

Okumaya devam et Özel Röportaj: Kadınlar hayatlarına sahip çıkıyor

Yeşilçam’dan Hollywood’a uzanan kadın hikayeleri

Oyuncu Nurgül Yeşilçay geçtiğimiz günlerde, “Diziden ayrılış nedenini açıklarsam yer yerinden oynar” diye hakkında açıklamalarda bulunan rol arkadaşı Erkan Petekkaya’ya cevabını Ayşe Arman’ın köşesinden vermiş ve çok konuşulacak bir tartışmanın fitilini ateşlemişti. Petekkaya’nın cinsiyetçi tutumlarına dikkat çeken ve “Kendi erkekliğini benim kadınlığım üzerinden taçlandıramazsın; ben buna izin vermem” diyen Yeşilçay’a rol arkadaşı cevap vermekte gecikmedi. Açıklamalar daha önceki dizilerinde tecavüz etmeyi, adam öldürmeyi, çocuk dövmeyi meşrulaştıran oyuncuya yakışır nitelikteydi: “Nurgül’ün nesini taciz edeceğim, Beyonce mi o?”, “Biz, bir kadın olduğu ve evlat sahibi olduğu için onun 1 buçuk senedir yaptığı bütün ahlaksızlıklara göz yummuş ve sineye çekmiş insanlarız”, “’Ben bir kadınım’ dediği halde ne bir insana ne de bir kadına yakışmayacak hakaretler ve terbiyesizlikler etmiştir”, “Ne içtiği belli olmayan bir kadındır”, “Söylemediğimiz o kadar çok şey var ki kadın diye söylemiyoruz. Benim de annem bir kadın”…

Yeşilçay’ın çok konuşulan açıklamaları, dizi sektöründe yaşanan tacizleri, sözlü şiddeti, cinsiyetçiliği ifşa etmesi açısından önemliydi. Aslında bu Türkiye Sineması’na emek veren erkeklerin cinsiyetçi tavırlarıyla ilgili ilk tartışma değildi.

Mehtap Doğan

Okumaya devam et Yeşilçam’dan Hollywood’a uzanan kadın hikayeleri

Duyur Sesini: Senem Diyici ve Halim Yazıcı’dan müzikli şiir gösterisi

Türkiye’nin müziğini caz yorumuyla tüm dünyaya dinleten ve kısa bir süre önce İzmir’e yerleşen caz sanatçısı Senem Diyici ve İzmirli şair Halim Yazıcı 1 Nisan’da Urla’da sahne alacak. “Caz Kedisi Project” adlı ‘müzikli şiir’ gösterisi Urla Yorgo Seferis Art Gallery’de gerçekleştirilecek.

Hayatta kalmakla ilgili bir sergi: Kayıpta Saklı

Arzu Yayıntaş, Canan, Evrim Kavcar, Fulya Çetin, Nalan Yırtmaç ve Neriman Polat’ın Kayıpta Saklı başlıklı sergisi, 25 Mart Cuma günü, Karşı Sanat’ta açılıyor. Birini yitirmenin ne demek olduğu bilmek duygusunun birleştirdiği kadın sanatçıların, hayatta kalmakla ilgili sergisi 17 Nisan’a kadar gezilebilecek.

Okumaya devam et Hayatta kalmakla ilgili bir sergi: Kayıpta Saklı

Türkiye’nin iki ucundan gençler Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK’tı

Türkiye’nin iki ucundaki 10 şehirden ve farklı kültürlerden gençlerin katılımıyla hayata geçirilen “Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK” projesinin İstanbul sergisi 4 Mart Cuma günü İstanbul DEPO’da açıldı. 6 video ve 5 fotoğraf çalışmasından oluşan sergi 10 Nisan’a kadar görülebilecek. Sergi daha sonra Diyarbakırlı ve İzmirli izleyicilerle de buluşacak.

Röportaj: Mehtap Doğan

Okumaya devam et Türkiye’nin iki ucundan gençler Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK’tı

Türk bilim dünyası asırlık bir çınarını daha kaybetti

Türkiye’de felsefenin kurulup gelişmesinde büyük katkıları olan Prof. Dr. Bedia Akarsu, 95 yaşında yaşamını yitirdi. Akarsu’nun ölümünü, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Twitter hesabından “Bölümümüz emekli hocalarından Prof. Dr. Bedia Akarsu vefat etmiştir. Artık eserleriyle yaşayacak. Başımız sağolsun” mesajıyla duyurdu. Türkçe’nin bir felsefe dili olarak yetkinleşmesine büyük katkıları olan Hocaların Hocası, 27 Şubat Cumartesi günü son yolculuğuna uğurlandı.

Okumaya devam et Türk bilim dünyası asırlık bir çınarını daha kaybetti

Feminist Politika’nın tüm sayıları sadece 2 TL’den satışta

Sosyalist Feminist Kolektif‘in yayını olan ve tasarımından dağıtımına kadar bütün çalışmaları kadınlar tarafından organize edilen Feminist Politika Dergisi‘nin bütün sayıları 2 TL’den satışa çıkarıldı. “Tüm sayıları elimde yok, kesinlikle edinmek istiyorum” diyorsanız, “Feminist Politika Dergisi’ni hediye etsem çok sevinir”, “Okulumun/örgütümün/kulübümün kütüphanesine Feminist Politika koysak da gelen giden okusa” diye düşünüyorsanız bu kampanyayı kaçırmamanızda fayda var.

Okumaya devam et Feminist Politika’nın tüm sayıları sadece 2 TL’den satışta

İflah olmaz kadınlardan “İflah Olmaz” bir sergi

Bursa Nilüfer Belediyesi’ne ait Nâzım Hikmet Kültürevi, 11 Şubat Perşembe gününden bu yana kadınlık tanımlarını sorgulayan, kadın ve erkek arasındaki bildik hikayeyi bozan, üzerine zorla yapıştırılan tanımlamaları, adları ve kimlikleri silkinip atan bir sergiye ev sahipliği yapıyor.

Okumaya devam et İflah olmaz kadınlardan “İflah Olmaz” bir sergi

Gençler hatırlamak ve anlamak için şehre baktılar

 

Türkiye’nin doğusundaki ve batısındaki 10 şehirden 24 gencin katılımı ile hayata geçirilen “Hatırlamak ve Anlatmak için Şehre BAK” projesinin İstanbul sergisi 4 Mart 2016 tarihinde DEPO’da açılıyor. 6 video ve 5 fotoğraf çalışmasından oluşan sergi 10 Nisan’a kadar görülebilecek. Sergi daha sonra Diyarbakırlı ve İzmirli izleyicilerle de buluşacak.

Okumaya devam et Gençler hatırlamak ve anlamak için şehre baktılar

Cumbul: “Biz aslında işçiyiz”

Oyuncular Sendikası Başkanı Meltem Cumbul, dizi setlerindeki ağır çalışma koşulları hakkında yasal düzenleme gerektiğini söyledi. 6 aylık bebeklerin, uykusu gelmesin diye, biberonlarına kahve koyulduğuna dikkat çeken Cumbul, “Bizler işverenimizin dediği saatte, yerde ve şekilde çalışan insanlar olarak nasıl işçi değil de serbest çalışan olarak görülüyoruz?. Özellikle 160-170 dakikaya varan dizi süreleri nedeniyle aralıksız 36 saat çalışmak zorunda kalıyoruz. Bununla birlikte, tuvalet bile bulunmayan sağlıksız set ortamları sektörün diğer bir gerçeği. 6 aylık bebeğin saatlerce karda, uykusu gelmesin diye gerekirse biberonun içine kahve konarak sınırları zorlanması sadece bir örnek, bunun gibi yüzlercesi var. Bu yönde yasal düzenlemelere ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et Cumbul: “Biz aslında işçiyiz”

Duyur Sesini: Sıkıştım. Sıkıştık. Sıkıştılar

 

14 yıldır 80.000 kişilik izleyici kitlesiyle kültür sanat hayatına yeni bir soluk getiren, dünyanın her yanından farklı bakışları sinemaseverlerle buluşturan ve düzenlediği partiler, atölyeler ve çeşitli etkinliklerle programını zenginleştiren !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, programından bir kısa filmi festivale aylar kala internetten yayınlamaya başladı.

Okumaya devam et Duyur Sesini: Sıkıştım. Sıkıştık. Sıkıştılar

Oğuz Atay’ın 38’inci ölüm yıldönümü

Tutunamayanlar adlı kitabının 1971-72’de yayınlanmasından sonra, önemli bir tartışmanın odak noktası olan roman, öykü ve oyun yazarı Oğuz Atay, 13 Aralık 1977’de, büyük projesi “Türkiye’nin Ruhu”nu yazamadan hayata gözlerini yumdu.

Okumaya devam et Oğuz Atay’ın 38’inci ölüm yıldönümü

Gezi’den Suruç’a, Özgecan’dan Tahir Elçi’ye bir uzun “Yol” hikayesi

Suruç katliamından sağ kurtulan tiyatro oyuncusu Murat Akdağ Gezi’den Suruç’a, Özgecan cinayetinden Tahir Elçi’nin ölümüne kadar son üç yılda Türkiye’de yaşanan politik olayları ele alan bir oyun hazırladı. Yol oyunu 12, 22 ve 27 Aralık’ta Kadıköy Karma Drama Sahnesi’nde sergilenecek.

Okumaya devam et Gezi’den Suruç’a, Özgecan’dan Tahir Elçi’ye bir uzun “Yol” hikayesi

Bağımsız Türkiye Sineması İzmir Buluşmaları Kar Korsanları ile devam ediyor

İzmirli sinemaseverlerin her ay sabırsızlıkla bekledikleri Bağımsız Türkiye Sineması İzmir Buluşmaları Yönetmen Faruk Hacıhafızoğlu‘nun yönettiği Kar Korsanları (Snow Pirates) filmiyle devam ediyor.

Okumaya devam et Bağımsız Türkiye Sineması İzmir Buluşmaları Kar Korsanları ile devam ediyor

12 Sanatçı, 40 fotoğrafla savaşın acı yüzü

Savaş nedeniyle ülkelerini terk ederek İzmir’e göç etmek zorunda kalan Suriyeli mültecilerin yaşadıkları dramı konu alan Ege’nin İki Yakasında Suriye’deki Savaşın Etkileri adlı fotoğraf sergisi İzmir Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde başladı.

Okumaya devam et 12 Sanatçı, 40 fotoğrafla savaşın acı yüzü

“Ayaklar, uçmak için kanatlarım varken sizi neden arayayım?”

Resimlerinin yanı sıra çarpıcı hayat mücadelesi, inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile de tanınan Meksikalı ressam Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te akciğer embolisi nedeniyle hayatını kaybettiğinde henüz 47 yaşındaydı. “Ben hayatımda üç şeyden vazgeçemem: Birincisi aşkım Diego, ikincisi sanatım, üçüncüsü ise Komünist Parti” diyen Frida, geride 55’i otoporte olmak üzere 143 tablo bıraktı.

Meksika’nın Michalangelo’su Diego Rivera‘dan Kızıl Ordu’nun kurucusu Trotsky‘e, 21. yüzyılın önemli sanatçılarından Duchamp‘tan kübizm akımının öncüsü Picasso‘ya kadar pek çok ismin aşık olduğu Frida, sadece eserleriyle değil sıradışı güzelliğiyle, hayata karşı duruşuyla, mücadelesiyle de hayranlık yarattı.

Gelin, “Ayaklar, uçmak için kanatlarım varken sizi neden arayayım?” diyen Frida’nın hem güzelliğinden esinlenerek yapılmış bebeklere bir göz atalım hem de akıllara durgunluk veren yaşam mücadelesini hatırlayalım.

Okumaya devam et “Ayaklar, uçmak için kanatlarım varken sizi neden arayayım?”

Vildan Atasever: “Kadının bu şekilde anlatılmasından nefret ediyorum”

52’nci Uluslararası Antalya Film Festivali kapsamında düzenlenen ‘Kadının Dünya ve Türkiye Sinemasında Temsili‘ başlıklı panele katılan yazar Ali Can Sekmeç‘in “Kafaların dönüp baktığı kadın” tanımlaması oyuncu Vildan Atasever‘i kızdırdı. Atasever, “Kadının bu şekilde anlatılmasından nefret ediyorum. Kadınlar olarak büyük sorumluluklarımız var. Biz de sadece erkekler gibi işimizle uğraşabilsek çok daha başarılı olabiliriz. Biz çocuk doğurmak, ev geçindirmek, eşinle ilgilenmek, aile kurmak, toplumda yer edinmek, söz hakkı edinebilmek ve mahalle baskılarından kurtularak üretmeye çalışıyoruz” dedi.

Okumaya devam et Vildan Atasever: “Kadının bu şekilde anlatılmasından nefret ediyorum”

7. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 5 Aralık’ta mültecilerle perde açacak

Documentarist’in düzenlediği Hangi İnsan Hakları? Film Festivali bu sene 5-9 Aralık’ta 7. yılını kutluyor. Ana temasını mülteciler olarak belirleyen festivalin ilk durağı İstanbul, ardından Diyarbakır, Ankara ve Çanakkale’ye de uğrayacak.

Okumaya devam et 7. Hangi İnsan Hakları? Film Festivali, 5 Aralık’ta mültecilerle perde açacak

6. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri 10 Aralık’ta başlıyor

Türkiye İnsan Hakları Vakfı İzmir Temsilciliği ile EÜ İletişim Çalışmaları Topluluğu’nun işbirliğiyle düzenlenen İnsan Hakları Belgesel Film Günleri başlıyor. Bu yıl altıncısı kez düzenlenecek olan gösterimler 10 Aralık’ta başlayıp, 13 Aralık’ta son bulacak.

Okumaya devam et 6. İnsan Hakları Belgesel Film Günleri 10 Aralık’ta başlıyor

Flörtten takılmaya…

 

Aşkta, flörtte, sekste yaşadıkları mutsuzlukların kaynakları üzerine düşünen kadınların ve erkeklerin ilgiyle okuyacakları Takılma Kültürü Kampüste Seks, Flört ve İlişkiler kitabı, kasım ayında Türkiyeli okurlarla buluştu. Güldünya Yayınları tarafından çevrilen kitap, kadın-erkek ilişkilerinin dünyanın her yerinde benzer biçimler aldığını gözler önüne seriyor. Kathleen A. Bogle’un kaleme aldığı kitapta flörtten takılmaya nasıl ve ne zaman geçildi, bunun kadınlar ve erkekler için anlamı ne? gibi sorulara yanıt aranıyor.  Okumaya devam et Flörtten takılmaya…

Kalpleri büyük insanların şehri Diyarbekir’i hala görmemiş olanları pişman edecek 32 sebep

Mezopotamya ile Anadolu medeniyetlerinin geçiş bölgesinde olan ve tarihi çok eski devirlere dayanan Diyarbakır, Türkiye’nin en kalabalık 12’inci şehri. Yaklaşık 9 bin yıllık mazisi bulunan ve Çin Seddi’nden sonra dünyanın en uzun surlarıyla çevrili olan ilde, “en eski” olma özelliği taşıyan pek çok tarihi yapı bulunuyor. Diyarbakırlı yazar Şeyhmus Diken’in deyimiyle “sırlarını surlarına fısıldayan” şehrin sadece tarihi dokusu değil bir hayli zengin mutfağı, politik yapısı, gözlerinin içi gülen insanları, cıvıl cıvıl bağrışan çocukları, iç içe yaşayan Arap, Ermeni, Kürt, Süryani, Türk, Yahudi ve Zaza halkı, Japon Pazarı, Kumaşçılar Çarşısı gibi birbirinden güzel özelikleri bulunuyor.

Okumaya devam et Kalpleri büyük insanların şehri Diyarbekir’i hala görmemiş olanları pişman edecek 32 sebep

32. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nın finalistleri belli oldu

1983 yılından bu yana onlarca ülkeden, yüzlerce karikatür sanatçısına özgür bir platformda düşüncelerini dile getirme fırsatı sunan 32. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması‘nın sonuçları belli oldu. Bu yılın birincisi, hiperrealist (fotogerçekçi) tarzda karikatürler çizen ve yoksulluk, çevre kirliliği, göçmenlerin yaşam mücadelesi gibi 21. yüzyılın temel sorunlarına odaklanan Agim Sulaj.

Okumaya devam et 32. Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’nın finalistleri belli oldu

Avrat köftesinden bumbara Malatya’nın yapması saatler, yemesi dakikalar alan 28 yemeği

Ekmekleri, tatlıları, şerbetleri çeşit çeşit olan, lezzetli ve emekli bir mutfağa sahip Malatya’da ekşili köfte, analı kızlı köfte, sıkma köftesi, ıspanaklı köfte, balcanlı köfte, dolma köftesi, ayva köftesi, polat köftesi, kurşun geçmez köftesi, haşhaşlı top köfte, kabaklı çimdik köfte, yumru köfte, keloğlan köftesi gibi 70’i aşkın köfte çeşidi bulunuyor. Ancak Malatya’nın her biri sanat eseri inceliğinde yapılan köfteleri, bildiğiniz köftelere pek benzemiyor.

Okumaya devam et Avrat köftesinden bumbara Malatya’nın yapması saatler, yemesi dakikalar alan 28 yemeği

Şair Halim Yazıcı’nın yeni kitabı Beraber Ve Solo Ölümler çıktı

Şair Halim Yazıcı‘nın 118 şiirinin yer aldığı “Beraber ve Solo Ölümler”, CazKedisi etiketiyle çıktı. Geçen yıl “Beyaz Caz Sokağı” adıyla toplu şiirlerini yayınlayan Yazıcı’nın son kitabının editörlüğünü Onur Çalı, kapak tasarımını Nail Özlüsoylu yaptı. İç desen ise Azime Akbaş Yazıcı’nın imzasını taşıyor.

Okumaya devam et Şair Halim Yazıcı’nın yeni kitabı Beraber Ve Solo Ölümler çıktı